24 Eylul 2018 Pazartesi

Bir kaç soruya cevap?

06-01-2018 07:39 Güncelleme : 06-01-2018 07:39

İnsanın bir an için yaptığı günahlardan dolayı neden ebedi olarak cehenneme girer. Dünya da olan bir işin karşılığı ancak dünyadaki kadar olması gerekmez mi? Çünkü karşılık, yapılana karşı ise yani insan geleceğini kendisi inşaa ederse bu durumda onun inşaa ettiğinin kendisine varolduğu açıktır.

Birkaç soruya cevap;

İnsanın bir an için yaptığı günahlardan dolayı neden ebedi olarak cehenneme girer. Dünya da olan bir işin karşılığı ancak dünyadaki kadar olması gerekmez mi?

Bizce bu sorunun sorulma tarzı yanlış.

Çünkü karşılık, yapılana karşı ise yani insan geleceğini kendisi inşaa ederse bu durumda onun inşaa ettiğinin kendisine varolduğu açıktır.

Buna göre,bir ateisten Allah’ı tanımadığı halde hayatı boyunca Allah’a saygıyı göstermediği halde ondan cenneti beklemesi ne kadar doğrudur.

Ondan bir karşılık beklemesi için onun kendisi ile bir anlaşma yapması ve yapmış olduğu bu anlaşmayı yerine getirmesi gerekir.Ya da güzel karşılığı yaratan Allah ise bu güzel karşılığı yaratacak olandan bunu hakkedecek bir iş yapması gerekir.

Cennet en güzel şekilde yaşam olanaklarının olduğu yer ise ve bunu da ancak Rabb yaratır ise bundan mahrum olan için otomatik olarak hayat ateşler içinde olacaktır. Çünkü yaşam için uygun imkan yok ise orası doğal olarak cehennemdir. Rabbin söylediği de işte bu. Geleceğinizi inşaa edin, yaşam alanları, rahat ve konforlu alanları oluşturun demektedir. Kul bunun çabası içine girmez ise istememiş demektir. İstemediği bir şey ise asla ona verilmez.

Bu tür bir yaşam için çaba sarfetmezse bu yaşamdan mahrum kalır.Bu yaşamdan mahrum kalan istenmeyen bir yaşam içine girer ki işte bu yaşam da ateşler içinde olmaktır.

Buna göre Rabbin ateşe atması ya da cezalandırması söz konusu değil, Onu aslında anlaşmanın koşullarını yerine getirmemesinden dolayı kendisini mahrum bırakması söz konusudur.

Bu durumda yapılan işin az ya da çok olması değil, güzel bir karşılığın ifası için bir çabanın olmamasından dolayı mahrum bırakılma vardır. Mahrum bırakılan için ise güzel bir yaşamı verecek yoktur. O halde insan kimle anlaşma yaptı ise kimin kendisine güzel bir yaşam yaratacağını düşünüyorsa varsın ondan istesin.

Hem Allah’ı aziz ve hakim olarak kabul etme ya da ettim deyip şartları yerine getirme  hem de ondan güzel bir karşılık bekle. İşte adil olmayan budur.

Üstelik n istediğimi yaparım, ona rağmen parayı malı, makam ve iktidarı  seçipte sonra Allahtan bunun karşılığını beklemek haşa Allah’ı keriz yerine koymak değil de nedir?

Onun af ve bağışı vardır bu hali ile de bizi affeder diyen ise şunu bilmeli ki af ve bağışın da bir namusu ve kuralı vardır ki bu aslında dünya da son raddeye kadar işler. Ancak buna rağmen dönüp dönüp anlaşmayı bozma samimiyetsizliktir. Bu durumda sözleşmeyi ifa etmeyen her kim var ise bunun karşılığında onun alacağı ancak yaptıklarıdır.

Zaten insan cenneti de  yaptıkları ile hakk edemez ki. Zira insanın sahip olduğu hiçbirşey yoktur. Herşeyini ona yaratıcı vermiştir. Nefes almasından, kalbinin atması, beynin çalışması, karaciğerin işlerini yerine getirmesinden, vücudundaki karmaşık ilişkilerin mükemmel olarak çalışmasından yerdeki ve göktekilerin onun yaşamına uygun olarak dizaynına kadar verilen bu nimetleri insan saymakla bitiremeyeceği gibi her an borçlanırken bunların karşılığını da ödemesi de sözkonusu olamaz.

Ama Rabb sadece kendisine saygılı olmasını kendisini herşeyin üzerinde ve hayatının hükmedicisi olarak görmesini istiyor ki bunları veren olarak ta bu, onun en doğal hakkı olmaktadır.

O halde Allah beni, niye yarattı? Onun kulluk edilmeye de ihtiyacı yok?

Bu onun rahmetindendir. Verdiği değerdendir. Çünkü insan hiçbir şey iken yeryüzünde mineral, toprak, çamur, iğrenç bir su iken ona kendi ruhundan üfleyip, gözler, kulaklar ve gönüller vermiş yarattıklarının bir çoğundan da onu üstün kılmış yerde ve göktekileri ona boyun eğdirmişken bu apaçık bir şekilde ona verilen değerden değil midir?

Üstelik ona hidayetini de elçileri ve kitapları ile de göstermiş, akıl vermiş, fıtratında iyilikleri de kodlamış iken onun en güzel iş yapmak için her türlü imkanı sağlarken insanın buna rağmen ,beni yaratırken bana mı sordu demesi, ancak akılsızların soracağı bir sözdür.

Bunca nimet ve ikram ile şeref ve itibara rağmen bu şekilde itiraz ile çıkmak izzet ve şereften yoksun olmaktan başka bir şey değildir.

Çünkü seni hem bu dünyada şerefli kılmış hem de gelecek olan hayatta seni şerefli kılmak istemektedir. Onun hiç kulları için istediği bir kötülük var mı? Kötülüğü yasaklayan, şeytandan uzak durmayı emreden, vermeyi, paylaşmayı, akrabalık ve dostluk ile, karşılıksız olarak ihsanı emreden, merhamet ve rahmet ile bağışlamayı emir ve teşvik eden nasıl olur da kötü olabilir?

Bu hakkı ifa ettiği halde Rabbin kendisinden isteyene ona karşılığı verirken bunları ifa etmeyip onu tanımayana karşı ise güzel bir hayat vermez. Ona güzel hayat ve uygun ortam vermemesi demek, onun uygun olmayan ortama doğal olarak girmesi demektir ki bu da onun ateşler içinde kendisini bulması anlamına gelir.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA