18 Aralik 2017 Pazartesi

Müddessir 1-7.ayet Tefsirleri

28-10-2017 01:33 Güncelleme : 07-11-2017 11:00

Müddessir 1-7.ayet Tefsirleri

Bu pislik Rabbi yüceltmekten alıkoyan her şeydir. Bunlar sinsice yere sinen ve gözle görülemeyecek kadar küçük olup içlerinde çeşitli mikroplar barındırabilir. Sanki elbise, temiz gibi olsa da yakından mercekle bakıldığında o elbisenin pislik yuvası olduğu görülür. Bunlar onun adanmışlığına halel getiren onu uyuşuk ya da gevşekliğe yöneltici olarak onun üzerinde yuvalanabilirler. Hatta onu sarıp hasta(kalplerin hastalığı) hale getirip bu halde yaşayan ölü haline de getirebilir.

الْمُدَّثِّرُ

Ey elbisesine bürünen

 

Müzzemil süresinde örtü denirken şimdi elbise ya da elbise şeklinde örtüden bahsedilmektedir.

Örtü daha genel bir manada zikredilirken elbise vurgu açısından daha özel bir manayı ifade eder.  Çünkü elbise bireye özgüdür.

Şu halde bireye daha önce Kur’anı okuyuş biçimi ve örtülerden sıyrılma yolu izah edilirken şimdi ondan topluma katılması hususu vurgulu bir şekilde istenmektedir.

Bu durum aslında karinin sosyal bir kişilik olarak topluma karışmasını ve diğer müzzemmil olanları da uyarması anlamına gelmektedir.  Şu hali ile okunan salt bir birikim olarak zihinsel zindanın mahkumu olmamalıdır.  Bu okuma toplumsal bir kur’an okumaya doğru kalbedilmelidir.

Birey kendisini bürüdüğü unsurlar ile kendisini tanımlar.  Onun elbisesi onu ele verir. Şu hali ile aslında elbise onun iç dünyasının yansımasıdır. Fakat elbisenin bu konumuna rağmen onun hükümlüsü olmak onun için istenen bir şey olamaz.

O kendisini adlandırmaması gereken kimliklere bürünmüştür.  Bu kimlikler ise ona uygun kimlik olamaz. Zira son tahlilde bu kimlikler onu hür kılan değil bireyin kendisini ona mahkum ettiği bir niteliğe bürünmektedir.

O halde müddesir, bireyin üzerinde taşıdığı her tür hükümlü (olumsuz) kimliği olabilir.

Bu hali ile onun kendisini tanımlaması gerekir.  Kendisine dönüp kimlik sorgulaması yapması gerekir.

Bu kimlikler esasen onu hükümlü kılarken onu ayrıştırmaya ya da dışlamaya yönelik kimlikler olmaktadır. Bu kimlikler onu insanlardan uzaklaştırıcı,  Tabiattan uzaklaştırıcı,  Rabbinden uzaklaştırıcı nitelikte olan kimliklerdir. Zira onu alıp hükümlü kılmıştır.

Kimliklerin bu ayırıcı ya da bölücü unsurları son kertede ayrılığı ve fitneyi körükleyen bir kor olacaktır.

Çok okumak,  bir mevkide bulunmak, büyük ekonomik faaliyetler içinde bulunmak, soylu bir aileye mensup olmak v. s gibi unsurlar o bireyi etki altına alabilir. Zira o bu unsurlardan dolayı bir kimlik edinmiş ve bu kimlik ile kendisini ayrı ve üstün bir yere koymuştur.

Aslında o böyle zannetmiştir.  Oysa o bu kimliklerin mahkumu olmuştur.

Hitap  mahpus hayatında kendisini ve insanlığı unutacak  konuma gelmiş olan o insanadır.

O halde yapılması gereken nedir?

 

 

قُمْ فَاَنْذِرْ

Kalk ve uyar.

 

O halde yapılması gereken ayağa kalkmaktır.  Ayağa kalkış harekete geçme iradesidir.  Şu halde ayağa kalkma emrinin muhatabı ayağa kalkma nedenine kalben inanmıştır. Ona bu hitabın yapılması onun bu hitabı yapabilecek kudrete ve akli olgunluğa ermesindendir. Zira Müzzemmil iken o bunu yapması noktasında derin tefekkürler içinde mevcut durumundan kurtulması noktasında kalbi bir sağlamlık duymuş idi.

Kalkmamayı  ayak altından uzaklaştırıp,  bir yere atarak terk etmiştir.

Kalkmak oturmayı terk etmek iken,  rahatlık ve bununla beraber onu bunaltıp,  sıkan,  daral getiren  tüm elbiseleri çıkarması anlamına gelir.

O halde kalkış yeni bir giyiniş ve kimlik edinme anlamındadır.  Kimliğin mahkumluğundan,  bireyin özgürlüğüne uygun kalkıştır.

Üzerindeki gecelikleri çıkarıp,  dışarı elbiselerini giymesidir.

Şu halde o bir uyarıcıdır.

Uyarıcı olması hesabı ile buna uygun bir elbise giymesi gerekir.  Elbise giymesi gerekir derken diğer insanlara uyarıcı görünmek için değil,  uyarıcı olma ahlakına uygun olarak ta elbise giymesi gerekir.

Zira üzerine bırakılacak o ağır sözü taşıyacak rahat bir elbiseye ihtiyaç vardır. .

Onun uyarması,  sosyal bir durumda olduğunu ifade eder.  Şu hali ile o etrafında gelişen olaylara ya da insanlara karşı duyarsız değildir.  Kendi içinde bulunduğu durumdan kurtulduğu gibi insanlarında kendisinin daha önce bulunduğu bu durumdan kurtulmasını salık verecektir. Bu hali ile acıyı bilen olarak insanların acısını dindirmeye, korkak ve ürkeklik içinde olmanın ne demek olduğunu bilen olarak  insanları cesur ve gözü pek kılmaya çalışacaktır.

Onların üzerlerine giydikleri elbiseleri çıkarmalarını söyleyip,  edindikleri elbiseler içine mahküm olmaktan onları hürriyetlerine kavuşturma uyarısında bulunacaktır.

Bu,  aslında kendini adamaktır.  Adamak ile aynı kökten gelen uyarmak aslında uyarının bir adayış içinde gerçekleştirilmesi gerekliliğini ifade eder.

Buna göre uyarmanın ciddiyeti daha bir önem kazanır.  Uyarmanın ciddi yapılması gerektiği gibi uyarıcının uyarma üzere tüm hatları ile yüklenmesi de gerekir.

Kelimenin birleşme hallerinden meydana gelen bir mana da aslan ise, o halde uyarıyı ifa etmede bir aslan kesilmelidir. Onu bu noktada alıkoyan ya da engelleyen olmaması gerektiği gibi korkak ve pısırık ta olmamalıdır. Söylenmesi gerekeni söylemeli,  yapılması gerekeni yapmalıdır.

O halde uyarı ve adama bir şeye dikkat çekmek üzere uyanık kılma anlamına gelir ki kılınacak olan bu uyanıklık da,

 

 

 

 

 

 

وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ

Rabbini yücelt. ’mektir.

 

Şu halde uyarının temeli budur. Bu uyarı aslında hem birey hemde muhatap odaklı olarak vardır. Zira Rabb ibaresi bunu ifade ederken eğitsel bir yönünü de vurgulamaktadır. Zaten Rabb uyaranında uyarıcının da Rabbi ise şu halde her ikisinin de yapması gereken budur.

Uyarma Rabbi yüceltmenin diğer bir ifa ediliş şeklidir ki böylece diğer insanların da Rabbi yüceltmesi sağlanabilir.  Bu halde Rabbin yüceltilmesi tüm toplumsal ilişkilerde de dillenir ki böylece Rabbin adı her zaman yüceltilmiş olur.  Onun bu noktada muvaffak olması insanların Rabbi yüceltmesi değil, bunu insanlara iletebilmedeki kendini adamışlığıdır.

Böyle bir yüceltmeye Rabbin hiçbir ihtiyacı yoktur.  Zira o baştan yücedir.  Buna rağmen uyarıcıya bunun emrinin verilmesi onun Rabbinden başka yüceltmiş olduğu ya da yüceltilen tüm hurafeleri alaşağı etmesidir.  Bu alaşağı etme yine Rabbi yüceltmekle olur.

Rabbi yüceltme onunla birlikte hiçbir yücenin olmaması anlamına gelir. Onun yüceliğin ayrı ve eşsiz kabulu bireyi de diğer tüm her şey karşısında yüceltir. Böylece aslında yücelen Rabb değil, O zaten yücedir, birey olmaktadır.

Bireyin yücelmesi ise Rabbini yüceltmesi ile mümkündür.  Bu bir dengeyi de ifade eder.  Bu denge bireyin Rabbini yücelttikçe yüceleceği ama onun yerine bir başkasını ya da kendisini koyduğu anda ya da ortak koştuğu anda çukura yuvarlanacağı hakikatidir.

Bireyin Rabbi yüceltmesi onun hayatında ondan daha büyüğünün olmaması anlamına gelir.  Bu büyüklük tüm alemleri kaplayan bir büyüklük olup onun yanında her şeyin küçük ve değersiz olmasıdır.  Buna göre o,  bireyin hayatını tümü ile belirgin bir şekilde kaplamış ve bireyin hayatında ondan başkasına yer kalmamıştır.

Bu durum aslında gerçek olarak böyle iken bireyin,  hayatını buna iradi olarak ta sokması gerekir.

Rabbi büyük gördüğü anda  onun gözünde her şey olduğu gibi ama,  küçük görülecektir.  Gözünü sakındıracağı bir şey yoktur.  Gözü pek ve cesurdur.

İfadenin şeddeli(şiddetli) gelmesi anlamlıdır.  Bu hali ile o,  Rabbi yüce ve diğer her şeyi cüce görerek  uyarıya kendisini adayacak ve  bir aslan gibi hedefine kilitlenecektir.  

 

وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ

Ve elbiseni temizle.  

 

Birey bir uyarıcı olarak üzerine bir elbise giymiştir.  Onun taşıdığı bu elbise uyarıcıların elbisesidir. Onu bu elbise içinde gören onu uyarıcı olarak telakki edecektir. Şu halde o elbisesini temiz tutmalıdır. Onu temiz tuttuğu zaman elbisesi daha da göz alıcı olacak insanlar arasında itici olmayacaktır.

Elbisenin temiz tutulması ibaresinin Rabbin yüceltilmesinden sonra zikri bu elbisenin bize Takva elbisesi olduğu anlamını ilham etmektedir.

Ey adem oğulları! Size,  çirkin yerlerinizi örtecek elbise ve süs kıyafeti indirdik.  Ama takva elbisesi en hayırlısıdır.  İşte bu,  Allah'ın ayetlerindendir.  Umulur ki düşünüp öğüt alırlar.  A’raf 26

Bu elbise onun hem iç dünyasını hem de dış dünya ve bedenini gösteren bir niteliğe haiz ise biz buradan uyarıcının elbisesinin temiz tutmasını iç ve dış temizlik olarak anlıyoruz.

O halde iç temizliğe eğilmek bununla birlikte dış temizliği de beraberinde ifa etmek gerekir.  Ama bu süreç uyarıya kendini adamakla birlikte yürütülmesi gereken bir süreçtir.

Bu temizlik Rabbin adını yücelterek olabilir.  

Rabbin adını yüceltmek,  bireyi sardığında bir kontrol mekanizması işlevi devreye girer. Bu durumda takvanın enerjisi ile fıtratın sensörleri açılır ve tarama süreci başlar.

Artık içten ve dışarıdan  sözkonusu olan pisliklere karşı birey uyarılarla muhatap olur.

Temizliğin genişlemesi ve tahkimatı  ise fıtrat sensörlerinin enerjisinin sürekli ve güçlü olması ile ilişkilidir.  Bu durumda takvanın ya da Rabbin yüceltilmesinin arttırılması gerekmektedir.

 

Azık edinin,  şüphesiz azığın en hayırlısı takvadır.  Ey temiz akıl sahipleri,  benden korkup sakının.  Bakara 197

Onu yüceltip onun karşısında her şeyi cüceleştirmek iç temizliğin ifa süreci iken dış temizlikte Rabbi yüceltenin temizliğinin dışa yansımasıdır.

Bu hali ile giyilen elbisenin temizlenmesi giyilecek olan elbisenin nasıl olması gerektiğini de belirler.

Buna göre o elbise bireyin büyüklenme saiki ile giydiği ya da kendisini veya ailesini temsil etmek üzere kendisini insanlardan büyük görme yönünde ayıran bir elbise de olamaz. daha genel ifade ile Allahtan başkasını temsil edici bir elbise olamaz.

O  elbise bu düşünce ve niyetlerden de temiz olmalıdır.

Böylece Rabb nelerin temizleneceği noktasında soruların cevabını  takva ile vermiş olmaktadır.  

Ey iman sahipleri! Eğer Allah'tan korkarsanız,  Allah size Furkanı(hakkı batıldan ayırma gücünü) verir,  kötülüklerinizi örter.  Allah,  büyük lütuf sahibidir.  Enfal 29

وَالرُّجْزَ فَاهْجُرْ

Pisliği terk et.

Hedef temiz olmaktır.  Bu temizlik Rabbi yüceltmek ile olurken, bu nokta da pislikte bir tehdit olarak durmaktadır. Şu halde ondan da uzak durmak ama bağları tümü ile koparmak gerekir.

Pislik niyeti kirleten,  elbiseyi kirleten her şeydir. İnsan fıtri olarak pisliğin elbisesine bulaşmasını istemez.

Ama bu istememezliği elbisesinin altındaki dünyası içinde olmalıdır. . Zaten elbisesi onu bir nevi koruyucu ve örtücü olarak varken ona pisliğin bulaşmasını istemiyorsa onun içindekine de bulaşmamasını hiç istememelidir.

Şu halde fıtri bir olgudan bahsetmekteyiz.

Bu pislik Rabbi yüceltmekten alıkoyan her şeydir.  Bunlar sinsice yere sinen ve gözle görülemeyecek kadar küçük olup içlerinde çeşitli mikroplar barındırabilir.  Sanki elbise,  temiz gibi olsa da yakından mercekle bakıldığında o elbisenin pislik yuvası olduğu görülür.

Bunlar onun adanmışlığına halel getiren onu uyuşuk ya da gevşekliğe yöneltici olarak onun üzerinde yuvalanabilirler.

Hatta onu sarıp hasta(kalplerin hastalığı) hale getirip bu halde yaşayan ölü haline de getirebilir.

İşte bu hale karşı temizleyici olarak Rabbi yüceltmek vardır.

 Rabbi yücelten bu sinsi ve görülmeyenlere karşı tedbirini alan ve uyanık biri olarak bunlarla mücadele eden ya da onlara karşı güçlü bir bağışıklık sistemi kurandır.  Böylece onları,  kendisine zarar vermeden uzaklaştırır.

Pisliğin terkinin,  temizlikten sonra anışı hem temiz olmayı devam ettiriş iken diğer taraftan üzerinde durulması gereken bir eylem olarak ta   zikredilmektedir.  Yani birey son tahlilde temiz kalma odaklı eylem içinde olmalıdır.

 

وَلَا تَمْنُنْ تَسْتَكْثِرُ

Yaptığını çok görerek başa kakma.

 

Rabbini yücelten birey bunu ifa etmek üzere yaptıklarını çok göremez.  Çünkü onun yaptıkları Rabbin yüceliğinin  hiçbir zaman karşılığı olmaz.  Şu hali ile o yaptığını çok göremez.  Aksini daha da az görmelidir.  Her an muhatap olduğu nimetler karşısında bunu çok görmemesi gerektiği de sarihtir.

Rabb için yaptığını insanlara karşı başa kakma aracı olarak ta göremez.

Zira Rabb için yapılanın Rabb ile bir ilişkisi var iken insanlar ile bir ilişkisi yoktur.  O halde onların başına kakmanın bir nedensellik bağı da yoktur.

Şu halde yapılanın karşılığının Rabbten ya da insanlardan beklemek doğru değildir.

Çünkü yapılan hiçbir zaman karşılık beklenilecek kadar çok olamaz.

Bu halde Rabb bireye yaptıklarının yetersiz olduğunu izhar ederken diğer taraftan yaptıklarını arttırmaya da teşvik etmektedir.

Onun yaptıklarını ve yapacaklarının Rabbi yüceltme odaklı ama kimseden bir şey beklemeksizin olmasını salık verir.

Bu durumda yapılanın diğer insanlar tarafından etki altında yapılması sözkonusu olmaz.  Ya da onlar yapılacak olanı belirleyen de olamazlar.

Yapılan iş’te,  Rabb hariç tam bir bağımsızlık sözkonusu olacaktır.

Burada memnun edilecek olmadan bahsedilmektedir.  Şu hali ile memnun edilecek olan insanda olamaz.  Çünkü insan haristir ve onu memnun etmek mümkün değildir.  Rabbin nimetlerine rağmen nankör olan insandan ne beklenir.

Karşılık bekleme için yapılıyorsa bunun içinde yapılanın memnun edici olmasından bahsedilemez.

Şu halde aslında memnun edilecek olacak Rabb’tir.  Onun memnuniyeti ona bir şey katacağından değil,  onu memnun etmeye çalışanın ihtiyacı olmasındandır.

Bu halde onun yaptıklarını karz-ı hasene olarak değerleyip katkat arttırarak onun karşılığını verecektir. Önemli olan Rabbin kabul edeceği bir karz-ı haseneyi ifa etmektir. Eğer Rabb onu kabul ederse Rabb memnun olmuş ve onu katkat arttırmıştır.

Bu durumda Rabbin memnun olması,   başa kakma bir yana bireyin  yaptıklarını daima az görerek daha fazla yapması ile mümkün olabilir.

 

 

 

 

 

 

وَلِرَبِّكَ فَاصْبِرْ

Rabbin için sabret.  

 

Yapılanın çok görülmesi söz konusu olmasa da insan olunması itibari ile yapılanlardan o anda bir sonuç alamama ya da o insana ya da insanlara yapılanlara rağmen o insanların sözlü ve fiili saldırganlıklarda bulunmaları zor gelebilir.  Ama buna rağmen bu zorluk aşılamaz değildir.

Zira Rabb için olan bu işler yine Rabbin kontrolü altındadır.  Rabb bunu onun kaldırabileceği şekilde muhatap kılmaktadır.

Bunun ise olması zaruridir.  Çünkü bu nefsi bir eğitimdir.  Bununla bireye nefsinin açgözlülüğünü,  kibirliliğini ve insanlar üzerinde ya da kendi üzerindeki haddi aşması törpülenir. Sadece törpülenme ile de kalmaz, onu kontrol altına alır. Zaten Rabb ifadesinin sabır ile birlikte anılması yine birey odaklı bir eğitim faaliyetinin ifa edilmek istenmesindendir.

Bu eğitim faaliyetini ifa edilebilirliği ise onun Rabb için olmasıdır.  Bu aslında,  sabrın ifası içinde sürekli bir tahriktir.  Zira Rabb için olması , sabrı sebata dönüştürücü güçlü bir saiktir.

Sabır kelimesi ve onunla ilgili diğer manalara bakıldığında,  şişenin ağzını sarıp bağlamak. ağzına kadar doldurmak vardır.  Bunlar  sabrın hapsetmek ve göğüste eritilemese bile onu son sınıra kadar tutmak anlamı vardır.  Şu halde sabır boğaza kadar gelse de yine de onun üzerinde sabretmek gerekir.

Buna göre verilen çok görülerek başa kakılmayacak  ve  yine Rabb için verilmeye devam edilecektir.

Aslında bireyin,  hayatında Rabbi yüce ve büyük görmesi söz konusu ise o ondan başka her şeyi küçük gördüğünden onları gözü görmez.  Bu hali ile onlar onun sabrının önünde bir engel olarak görülmez.

Kendisini adayan bir uyarıcı olarak başa kakma olsun sabredememe olsun onun takva elbisesini kirletici unsurlarıdır. .  Şu halde onun bu kirlerden üzerinde varsa onları temizlemesi ve bunların bir daha elbisesine bulaşmasına izin vermemesi gerekir. 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA