18 Aralik 2017 Pazartesi

A-BE-DE Kelimesinin Tahlili

28-10-2017 00:09 Güncelleme : 16-11-2017 13:49

A-BE-DE Kelimesinin Tahlili

“İbadet” kelimesinin Arapça sözlüklere kadar taşımakta olduğu kök anlamı olan “çalışmak, yapmak, hizmet etmek” anlamlarının Türkçe sözlüklerde de yer almadığı görülmektedir. Kök anlamından uzaklaşarak eylem boyutunu kaybeden “ibadet” kelimesi Türkçe’de anlam daralmasına uğrayarak “Allah’ın emirlerini yerine getirme ve tapınma” ile sınırlı bir olgu halini almıştır. Boyun eğme ve itaat ön plana çıkmış, Allah’ın ruhundan üfleyerek potansiyel güçlerle donattığı insan,yeryüzünün halifesi olduğunu unutmuş ve şuursal bir köleliğe hazır hale gelmiştir.

Böylece ‘a-b-d kökünün İbranice ve Süryanicedeki “yapmak ve çalışmak”kök anlamları Arapçada da görülmektedir. Çünkü “hizmet etmek” birisi için çalışmak anlamındadır. Kökün kullanımına da burada “hizmet etmek” anlamı verilmiştir.

Tacû’l-Arûs’ta bu kelimeye “hizmetçi” anlamı verilmiş ve bunun mecazi bir anlam olduğu söylenmiştir. Bu da bize kökün aslında “çalışmak, hizmet etmek” anlamını koruduğunu, ancak zamanla asıl anlamın zayıflayıp mecaz anlam gibi algılandığını ve mecaz anlam olan “kulluk etmek” anlamının da asıl anlamın yerini aldığını göstermektedir.

Ezherî de ‘a-b-d kökünün köle için kullanıldığında (hademe) “hizmet etti” anlamında olduğunu (tenesseke) “ibadet etti” anlamında kullanılmadığını söylemiştir.

Zebidi, bazı morfoloji üstatlarının kelimenin “tevazu ve boyun eğme” anlamına da geldiğini söylediklerini ifade etmektedir. Ezheri ve Zeccac (iyyekenabudu) ifadesini de aynı şekilde itaat ve boyun eğme olarak tevil etmişlerdir.

Arapça–Türkçe sözlüklerde ‘a-b-d kökünün türevlerine yoğun bir biçimde itaat, boyun eğme ve kulluk etme anlamlarını verdikleri görülmektedir. Bu anlamlar,kökün Arapça sözlüklerin hazırlandığı dönemde sahip olduğu anlamlardır. Kökün İbranice ve Süryanicedeki kökü olan çalışmak, yapmak anlamı ile ilintili olmakla beraber ilk anda bu anlamları çağrıştırmadıkları görülür. Ancak itaat ve kulluk etmek, birinin isteklerini, emirlerini yerine getirmek, onun için çalışmak demektir.

‘abd kökü Arapçadan Türkçeye geçerken anlam değişikliğine uğrayarak geçen köklerden biridir. Bu kökün mastarı Türkçeye tercüme edilirken göstergeleri önemli ölçüde korunmuş ve “ibadet etmek”, “ibadet” olarak gösterilmiştir. Kökün isim sıfat hali olan ‘abd kelimesi ise aynı seslerle ifade edilmemiş, “kul, köle” şeklinde farklı göstergelere bürünmüştür.

“İbadet” kelimesinin Arapça sözlüklere kadar taşımakta olduğu kök anlamı olan “çalışmak, yapmak, hizmet etmek” anlamlarının Türkçe sözlüklerde de yer almadığı görülmektedir. Kök anlamından uzaklaşarak eylem boyutunu kaybeden “ibadet” kelimesi Türkçe’de anlam daralmasına uğrayarak “Allah’ın emirlerini yerine getirme ve tapınma” ile sınırlı bir olgu halini almıştır. Boyun eğme ve itaat ön plana çıkmış, Allah’ın ruhundan üfleyerek potansiyel güçlerle donattığı insan,yeryüzünün halifesi olduğunu unutmuş ve şuursal bir köleliğe hazır hale gelmiştir.

Kök kavramlaşırken önemli ölçüde anlam kaybına uğramış ve tamamen bireyin vicdanını rahatlatmaya yönelik, ritüellerden ibaret bir anlam alanıyla sınırlanmıştır.

Bu anlamdan olarak bizler ibadeti kölelik ya da kulluk olarak anlamışız.

‘a-b-d kökü, Eski Ahit’te genellikle “çalışmak, iş yapmak, hizmet etmek ve ibadet” anlamında kullanılmakta idi. Yeni Ahit’te ise kökün, yoğun olarak her türlü eylemin gerçekleştirilmesini ifade etmek için, “yapmak” anlamında yardımcı fiil olarak kullanıldığı görülmüştür. Bu kullanımlarıyla kökün, Eski ve Yeni Ahit’te bütün canlılığıyla eylem içeren boyutu ön plana çıkmaktadır. Eski Ahit’te hem insanın Allah için ürettiği eylemleri hem de her türlü çalışmayı ifade etmek için ‘a-b-d (abede) kökü kullanılırken, Yeni Ahit’te hizmet etmek için ş-m-ş (şameş), ve p-l-h (palah) kökleri, ibadet etmek için de s-g-d (seged) kökü kullanılmış, ‘a-b-d kökü her ikisinde de insanın aktivitelerini ortaya koymakta kullanılan ve her türlü yapıp etmeyi de içine alan bir kök olmuştur.

Sami dil grubundan olan Arapçada da ‘a-b-d kökünün İbranice ve Süryanicedeki kök anlamından tamamen uzaklaşmış olması mümkün değildir.

Çünkü kelimeler her ne kadar anlam değişmelerine uğrasalar da kök anlamları ile ilintilerini bir biçimde sürdürmektedirler. Ancak Arapça sözlüklerde kökün Eski ve Yeni Ahit’te taşıdığı eylemsel boyut göze çarpmamaktadır. Kökün bu boyutunun sözlüklerde göze çarpmaması, anlamın tamamen kaybolmasından değil, sözlüklerin hazırlandığı dönemlerde bu anlamın zayıflamış ve kökün kavramlaşma sürecine girerek “ibadet” anlamının kuvvetlenmiş olmasından dolayıdır. Arapça sözlüklerde kökün anlamının “boyun eğmek, itaat etmek ve kölelik” üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir. “Boyun eğmek ve itaat etmek” de boyun eğilen kişi veya varlığın

isteklerini yerine getirmek, ona hizmet etmek, yani onun için çalışmak, işini yapmak anlamına gelmektedir. Kökün, bu yönüyle asıl anlamı ile ilintisini sürdürdüğü görülmektedir.

 

Buradan hareketle zümer 3 de biz onlara bizi Allah’a daha da yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz şeklinde tercüme ederken aslında bu meal yanlış olmaktadır.

Çünkü burada mana hizmet etmek, çalışmak ya da itaat ile boyun eğmek manası verildiğinde aslında bu şu anki aracı edinenlerin tam durumlarını belirtmektedir.

Çünkü biz onlara kulluk etmiyoruz derken Allah’a olduğu gibi kulluk etmiyoruz diyor. Oysa itaat ve boyun eğmek ya da çalışmak ve hizmet etmek manasında kullanıldığında onların buna söyleyecek sözleri kalmaz. Çünkü gerçekten de bunlar onlara hata yapmaz gözü ile bakıp itaat etmektedirler. Onlara boyun eğmekte ve yine onlara hizmet etmekte değiller midir?

Hal böyle iken apaçık bir şekilde onlara ibadet ediyoruz manası kulluk anlamında değil itaat ve boyun eğme manasında kullanılmaktadır. Ayetin devamında onları yalancılıkla damgalarken aslında onların biz Allah’a kulluk için onlara itaat ediyoruz sözlerine karşılık hayır sizler onlara Allah’a kulluk için itaat etmiyorsunuz bizzat onlara kulluk ediyorsunuz onlara veya onlar için çalışıyorsunuz denmektedir.

Şu halde biz ibadet etme manasını itaat ve boyun eğme manasında aldığımızda yakınlaşma olarak edinilenlere itaat ve boyun eğildiğini bu manadan olarak ta onlara Allah yerine kulluk edildiğini söylememiz isabetli olur.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA