18 Aralik 2017 Pazartesi

Hakk Nedir?(3)

08-10-2017 08:52 Güncelleme : 08-10-2017 08:52

İnsan iman etmek, güvenmek ister. Güvenilecek olanın da güven niteliklerini taşıması gerekir. Bu nitelikler, doğru, gerçek, hevadan arınmış, varlığın ve yaratılışın işaret ettiği özelliklere göre olmalıdır. Bu özellikler ise ancak Hakkta vardır. O halde Hakk’a iman zaruri olmaktadır

Bu durumda herşey doğal olarak zihnimizde ve hayatımızda yer değiştirdi.

Şüphe ve zanları, yalan ve uydurmaları, heves ve eğlenceleri, sapkınlığı ve azgınlığı hak olarak kabul ettik. Tüm değerlerimiz ve dünyamız altüst oldu.

Bunu kendi hayatımızda hakim kılarak hayatımızı fesada uğrattık. Ama bizim kabulumuz hakkı değiştirmedi ama bizi değiştirdi.

Eğer hak onların keyiflerine uysaydı, gökler de yer de bunların içindekiler de kesinlikle fesada uğrardı. Hayır, biz onlara zikirlerini/Kur'anlarını getirdik ama onlar zikirlerinden/ Kur'anlarından yüz çeviriyorlar. Müminun 71

O halde her kim olursa olsun hakka uyma zorunluluğu vardır. Hakk herkes için geçerlidir. Onun insanlara göre değişmesi söz konusu değilse, kafir ve mümin herkes için aynı hakklar, kurallar geçerlidir. Çünkü hakk ta şeref ve izzet vardır.

Hiç kimseye konumundan, makam veya mevkiisinden, soyundan ve inancından dolayı da ayrıcalık tanınmaz. Hakkın ilkeleri ne ise bunlar tarafsız olarak işleyecektir. Onları kimse aşamaz ya da işlevsiz kılamaz. Bir takım kimselerin dediği gibi Ne elçiye ayrıcalık tanınır, ne şeyhe, ne seyide, ne de başka birine….

Ama buna rağmen hakka karşı direnen ve ona karşı cephe alan kimseler olduğunu görmekteyiz.

Yemin olsun, size hakkı getirdik ama çoğunuz hakkı kerih görüyorsunuz. Zuhruf 78

Hatta bazı insanlar öyle ki kişinin en yakınındakiler evlatları bile “hakkı”, hürriyeti kısıtlayan bir unsur olarak görürken, gericilik ve eski kafalılık olarakta niteleyebilir.

Birisi de ana babasına: "Yazık size, benden önce bir yığın nesil gelip geçtiği halde, siz bana, benim diriltileceğimi mi söylüyorsunuz?" dedi. Onlarsa; Allah'a sığınarak, "Yazıklar olsun; inansana, Allah'ın vaadi haktır" diye vahlanınca o şöyle dedi: "Bu, öncekilerin masallarından başkası değil!"Ahkaf 17

Kimi onu çekemez ve O’nun zamanda, varlıkta ve fıtratta yeri olmayan yalnızca bir uydurma olduğunu söyler.

Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? Hayır, haktır o; senin Rabbindendir; …Secde 3

Bu öyle bir hakktır ki, geleneğin tüm batıl kabullerine karşı dik durmayı emreden, sorgulatan ve  insanda düşünsel ve ameli devrim gerçekleştiren bir enerjidir.

Ayetlerimiz açık seçik kanıtlar halinde karşılarında okununca şöyle derler: "Bu adam, atalarınızın kulluk/ibadet etmekte olduklarından sizi vazgeçirmek isteyen birinden başkası değil." Şunu da söylerler: "Bu, düzenlenmiş bir yalandan/iftiradan başka şey değildir." Hakkı inkâr edenler, o kendilerine geldiğinde şöyle demişlerdir: "Açık bir büyüden başka şey değil bu!" Sebe 43

Eğer sebat etmese idik, az daha bizi ilahlarımızdan saptıracaktı. Furkan 52

Hatta bir çok insan Hakk kendisine geldiği halde  onun bu “etkisine” karşı bir tanımlama getirme gereği hissetmişlerdir. Onların bu duruma karşı getirdiği tanım O’nun “büyü” olduğudur.

Onlar büyü kelimesini boşuna kullanmamışlardı. Zira o gerçekten insanların fıtratları ile temasa geçmekte ve onları enerji ile doldurmaktadır. Bu enerji patlamaları ile onlar yanardağlar gibi, etraflarındaki batıl, boş ve gereksiz olan herşeyi yakıp yıkmakta ve büyük bir değişim meydana getirmektedir. Ama atıl kalanlara

Gerçek, katımızdan geldiğinde şöyle demişlerdi: Hiç kuşkusuz, bu, apaçık bir büyüdür. Yunus 76

Bu, hakka neden uyulması gerektiğini ortaya koyar.

Çünkü Hakka uymayan kendi nefsinde fesada uğrar. Hakka uymayan haksızlık içinde zan, şüphe, uydurma ve saçmalıktan başkasına tabii olmaz. Bu kişi hevasının kulu olur.

Bu azâb, Allah'ın Kitabını hak olarak indirmesindendir. Kitap hakkında ayrılığa düşenler, elbetteki uzak bir ayrılık (derin bir çıkmaz) içindedirler. Bakara 176

Hakk bu manadan olarak insanlar ve toplumlar arası bir birleştirme unsurudur. Tevhidi, insanlar arasında kurar. İnsanların ayrılığa ya da ihtilafa düşmelerinin tek nedeni onların Hakk’tan uzaklaşmasıdır. Bu, tüm insanlığın parçalanma nedeni iken diğer taraftan müslüman denen alem içinde başka bir durum söz konusu değildir.

Rabb Hakkı indirmekle insanlık binasının  çimentosunu indirmiş olmaktadır.

Sapkınlık, azgınlık, fesat ve zulum var ise orada Hakkın olmamasındandır. Burası Aile , iş,  Toplum, diğer insanların arası ve varlığın tüm alanı olabilir.

Bu durumda bir kez daha Hakk’a uymak zorunlu olmaktadır. Ona uymanın kişisel bir tercih olması gerektiği gibi icbari gerekçeleri de vardır.  

Bunlar biraraya geldiğinde insan isteyerek veya istemeyerek bu hakka tabi olmalıdır.

İsteyerek olmalıdır. Çünkü Hakk olan Allah, onun için gerekli olan tüm nimetleri verirken, ona rahmet etmeyi, onun rızkını kendi üzerine almayı kullarının kendisi üzerinde bir hakkı olarakta görmüştür.

De ki: Allah rahmet etmeyi üzerine yazdı..En’am 12

Allah, müminlerin canlarını ve mallarını, karşılığında kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır. Allah yolunda çarpışırlar da öldürürler, öldürülürler. Allah'ın; Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da kendi üzerine hak olarak yazdığı bir vaattır bu. Ahdine, Allah'tan daha vefalı kim var? Perçinlediğiniz bu antlaşmanızdan ötürü müjdeler olsun size. İşte budur o büyük başarının ta kendisi. Tevbe 111

Sonunda biz, resullerimizi ve iman edenleri kurtarıyoruz. İşte böyledir. Üzerimize bir borç olarak, inananları kurtarırız. Yunus 103

Allah’ın vaadinin hak olup, onun vaadinden dönmeyeceği de hak iken üstelik Allah kendi üzerine bunları kullarının bir hakkı olarak alırken, Onunda kullar üzerindeki haklarına biz kulların riayet etmesi zorunlu olmakta değil midir? Esasen bunca sağlanan geniş haklara rağmen insan isteyerek onun hakkını ifa etmelidir.

Ey iman edenler! Allah'a, hakk olarak saygılı olun. Müslümanlar olmanın/Allah'a teslim olmanın dışında bir hal üzere sakın can vermeyin. Al-i İmran 102

Bu nokta da yüce Allah “hak mümin”lerden bahsetmektedir. Çünkü bunlar gayret sarf eden terkedilmesi gerekene sırt çevirenlerdir.

Gerçek müminler ancak o müminlerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir, âyetleri okunduğu zaman imanlarını arttırır. Allah yolunda gayret eder. Onun için ayrılmaları gerekenden ayrılır, barındırılması gerekeni yanlarında barındırarak yalnızca Rablerine tevekkül ederler.

 Onlar ki, salatı ikame ederler ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yoluna harcarlar.

 İşte gerçekten mümin olanlar onlardır. Onlara Rablerinin katında dereceler vardır, bağışlanma ve değerli rızık vardır. Enfal 2-4

O inanıp hicret edenler, Allah yolunda didinenler, o barındırıp yardımcı olanlar var ya, gerçek müminler işte onlardır! Bir bağışlanma var onlar için, bol bir rızık var. Enfal 74

Tüm bunlar İman edilecek olanın ne olduğunu da ortaya koyar. İnsan iman etmek, güvenmek ister.

Güvenilecek olanın da güven niteliklerini taşıması gerekir. Bu nitelikler, doğru, gerçek, hevadan arınmış, varlığın ve yaratılışın işaret ettiği özelliklere göre olmalıdır.

Bu özellikler ise ancak Hakkta vardır. O halde Hakk’a iman zaruri olmaktadır.

Ey insanlar! Resul size Rabbinizden hakkı getirdi; artık inanın ona ki hayrınıza olsun. Nankörlük ederseniz göklerdekiler de yerdekiler de Allah'ındır. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir. Nisa 170

Elif, Lâm, Mîm, Râ. O Kitap'ın ayetleridir bunlar. Ve sana Rabbinden indirilen, haktır. Ne var ki, insanların çokları iman etmezler. Rad 1

Hal böyle iken Hakktan başkası ya da başkalarının sözüne iman etmekte nedir? Onlara güvenmek onlarla huzur bulduğunu söylemekte nedir?

İşte bunlar, Allah'ın ayetleridir ki, onları sana hak olarak okuyoruz. Hal böyle iken Allah'tan ve onun ayetlerinden sonra hangi hadise/söze inanıyorlar?! Casiye 6

Bu ifade iman eden olduğunu söyleyenler için de gelmektedir.

İnananlar için hâlâ vakti gelmedi mi ki, kalpleri Allah'ın zikri/Kur'an'ı ve Hak'tan inen için ürpersin de daha önce kendilerine kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun zaman geçmiş de kalpleri kaskatı kesilmiş kimseler gibi olmasınlar. Onların çoğu yoldan çıkmıştır. Hadid 16

Zira

Kalpler ancak Allahın zikri ile tatmin olur. Ra’d 28

Eğer bunlar yapılmaz ise bundan dolayı sorgulanacaklardır. Çünkü dönüş Hakk olan Rabb’edir. O, hak terazilerini kuracak, hak olan kitabı ortaya koyacak ve hak olan azaba onları düçar kılacaktır.

Sonra da canları alınarak Hakk olan Mevlâ'larına döndürülürler. Haberiniz olsun ki, hüküm ancak O'nundur ve O, hesap görenlerin en çabuğudur. Enam 62

Hani, size, "Hiç kuşkusuz, Allah'ın vaadi haktır, kıyamet saatinde de şüphe yoktur" dendiğinde, siz şöyle demiştiniz: "Saat nedir, bilmiyoruz. Sadece birşeyler var sanıyoruz; kesin bir bilgimiz olmadığı için inanmıyoruz. Casiye 32

Göğün ve yerin Rabbine yemin olsun ki, o tıpkı sizin konuşabildiğiniz gibi kesin bir gerçektir. Zariyat 23

O gün, iyi ve kötüyü ayıran ölçü haktır. Artık kimin ölçülüp tartılacak şeyleri ağır basarsa kurtuluşa erenler onlar olacaktır. Araf 8

Yeryüzü, Rabbinin nuruyla parıldamış, Kitap ortaya konmuş, peygamberler, tanıklar getirilip aralarında hakla hüküm verilmiştir. Onlar asla haksızlığa uğratılmazlar. Zümer 69

Hakk’a dönüş gerçekleşip adalet terazileri kurulacak ve hak ile hükmedilecek ise şu halde bunun insanların hayatında hakkları ortaya çıkarması zaruridir.

Salt bunları bilmek ya da hakk olduğunu söylemek yetmez. Bu hakları ifa etmekte gerekmektedir.

Buna göre Allah’ın hakkı olan gayreti ifa etmek bir hakktır.

Allah uğrunda ona yaraşır bir şekilde gayret edin. Hacc78

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA