18 Aralik 2017 Pazartesi

Hakk Nedir?(1)

23-09-2017 03:20 Güncelleme : 26-09-2017 11:25

Hakk Nedir?(1)

Hikmet, hevadan uzak, kontrollü olma. Doğru, yalandan uzak ve beri olarak Amaç, gereksiz ve boş olmaktan ;oyun ve eğlenceden uzak olarak. Kesin ve şaşmaz ölçü, Sapma ya da fesattan uzak olma.

Hakk nedir?

Hakk, Uygunluk ve uyumluluk anlamına gelir.

Fakat Kur’anda bu kelime başka manalarda da kullanılmaktadır.

Bunların başında hikmetin yaratıcısı olarak Allah için kullanılmasıdır.

Hikmet, hevadan uzak, kontrollü olma.

Doğru, yalandan uzak ve beri olarak

Amaç, gereksiz ve boş olmaktan ;oyun ve eğlenceden uzak olarak.

Kesin ve şaşmaz ölçü, Sapma ya da fesattan uzak olma.

Allah için kullanılan hak kelimesine baktığımızda,

ElHakk, gerçeğin kaynağı, doğruların belirleyicisi, layık ve uygun olanların tayin edicisi, hikmetin sahibi olan Allah’tır. Zira Allah mutlak manada hakkı belirleyendir. Hiç kimse yerindeliği, mutlak manada değiştiremez.

Evet böyledir! Çünkü Allah Hakk'ın ta kendisidir. Hacc 62

Allah’ın hakk olması yaratan ve hikmetin(yerindelik) belirleyicisi onun olmasındandır. Şayet yaratıcı o ise doğal olarak yarattığının yerini belirleyecek olanda o olacaktır.

Çünkü o Allah tekdir.

O halde hakk ta tek olmak zorundadır.

Fakat insanların bir çoğu Allahın hakkı üzerinde, kendilerini hakk sahibi olarak görerek Allahın hakk olması üzerini doğrudan ya da dolaylı olarak batılla karıştırarak gizlemeye çalışmaktadır.

Tarih boyunca gelen Tüm Allah elçileri insanların gizledikleri bu hakkı ortaya koyma mücadelesi vermişlerdir.

İnsanlar Allah’ın varlığını toptan reddederek O’nun tüm haklarını kendi dünyasından kaldırırken diğerleri bunu doğrudan reddetme yerine sonuçları bundan pek farklı olmayan bir tanımlama getirmişlerdir.

Allah’a getirilen tanımlar Onun bir insan gibi algılanması noktasında eşi ve oğullarının olduğu, yediği, uyuduğu şeklinde yarattıklarına benzer şekilde olduğudur.

Yahudi ve Hristiyan anlayışında uzeyr Allah’ın oğludur,

 İsa Allah’ın oğludur,

Meryem Eşidir ,

Melekler O’nun kızlarıdır,

Cinler O’nun akrabalarıdır,

Veliler Tanrının Oğullarıdır vs. gibi tanımlamalar yapılmaktadır.

Bu, her türlü sapkınlığın başlangıcıdır. Zira Hakk olan Allah, yarattıkları gibi bir ilişki içinde kabul olunursa doğal olarak kendisi, ilişkileri ve işleri de yarattıkları gibi tanımlanacaktır. Bu durumda  O’nun tekliği değil, çokluğunun yolunun açılması söz konusu olmaktadır.

Bu durumda ona ulaşmak için aracılar, ona harem tahsisi, O’na oğullar atfederek yarattıkları ile aynı seviyelere çekmek söz konusu olacaktır.Tabir caizse yüce bir Allah inancından,Rezil bir Allah inancı ortaya çıkarılacaktır.

Ya da bazıları Allah’ı sadece göklerin ilahı olarak görmekte yerde, insanlar arasında, herhangi bir hakkının olmadığını söylemektedirler.

Zira o yüce ise bu durumda bir beşeri muhatap alması da sözkonusu olamazdı. Çünkü o üstün ve yüce iken beşer adi ve aşağılıktır. Hal böyle iken o nasıl olur da bir beşere indirebilirdi.

Allah’ı gereği gibi tanıyamadılar, çünkü bir Allah beşere bir şey indirmedi dediler,.En am91

Bu beşer yerine elçi olarak bir sınıf ürettiler. Bu sınıf Allah adına konuşma hakkına sahip olarak ağızlarından çıkan sözler hakkın sözü olarak kabul edilerek onlara tam bir teslimiyet ile teslim oldular.

Halbuki bunlar insanlara haksızlıkları emretti ve hakkı batıla bulayıp hakkı gizledi.

Allah’ın beşer olarak gönderdiği Hakk elçileri ise ilahi bir takım nitelikler atfederek hayat sahnesinden yukarılara çıkardılar, yeryüzü hayat sahnesinde kendilerini zımnen Hakk elçi olarak gördüler ve kabullendirdiler.

Hatta kendilerini, rüya ve keşif yolu ile vahy alanlar olarak görüp bizatihi üstü kapalı bir şekilde elçi hakklarını verdiler.

Hatta elçilik onları kesmedi daha da ileri giderek Allah’ın işlerine ortak olmaya vardırdılar. Zira depremleri engelleyen, yağmurları yağdıran, Ölümü erteleyen veya öteleyen olarak görüp, yardım eden, sorgulanamayıp,her söylediği din olarak algılanıp kendisinde hiçbir hata ve yanlış olmayan Allah’ın kitabının yerine konuldular.

Üstelik Allah’ın işlerini yardımcılar vasıtası ile yaptığını kabullenerek aracılık hakkını kendilerinde gördüler. Bunlara tabii olanlara Allah ile hukuk geliştirerek kendilerinin Allah üzerinde hakları varmış gibi İnsanlara Haklar sağlayacaklarını söylediler.

İnsanlarda onlara hakları olmadık bir şekilde ilahlık payesi vererek apaçık bir şekilde şirk zulmu işlemiş oldular.

Zorda kalana yardım edici, şifa verici, şefaat edici, kurtarıcı, uğur getirici, izzet ve şeref verici olarak onlara hak verdiler. Böylece layık olmayanı söylediler.

Dininizde aşırılığa gidip doymazlık etmeyin! Allah hakkında haktan başka bir şey söylemeyin! Nisa 171

Oysa Davet ya da dava Allah’a ve Allah için olmalı değil mi idi? Çünkü Hakk O’dur. Davet Hakka yapılacaksa Hakkta Allah ise Şu halde davetin ,çağrının da ona yapılması zorunlu olmakta değil midir?

Gerçek dua yalnız O'na/hak davet yalnız O'nun için yapılır. O'nun dışında yalvarıp davet ettikleri ise onlara hiçbir şekilde cevap veremezler. Onlar, ağzına ulaşsın diye iki avucunu suya doğru açan ama suya ulaşamayan birinden başkasına benzemiyorlar. Küfre sapanların dua ve davetleri, şaşkınlığa dalmaktan başka bir işe yaramaz. Rad 14

Hak davet ya da dava ona  ise ondan başkalarına olamaz. Çünkü onun yanında başkası yoktur. O tekdir.

Hem neden olsun ki? Onlar bu davete icabet edebilirler mi?

Nasıl etsinler ki.

Bu davete icabet etme ancak yaratıcı bir güç ile olur. Yaratmaya gücü olan yapabilir.

Fakat tüm insanlıkça da bilinmektedir ki yaratıcı tek güç Allahtır.

Çağrı da kendisine yardım, izzet ve bir fayda temini içinse kendilerine bunları yapamayacak olanları çağrı avuçlarını suya açıp bekleyen ama suyun gelemeyeceği kimseler gibi olmaktır.

Buna rağmen yetiş ya Geylani, yetiş ya hamza, yetiş ya gavs veya yetiş ya vs. gibi çağrılarda bulunulduğunda da kendilerine yardım edildiğinde bunu da bunlardan bilenler apaçık bir şekilde Allah’a haksızlık etmektedirler.

Yoksa zorda kalan çağırdığında, onun imdadına yetişip sıkıntı ve kaderi kaldıran, sizi yeryüzünün hükmedenleri kılan mı hayırlı? Allah'ın yanında bir ilah daha var mı? Ne kadar da az ibret alıyorsunuz! Neml 62

O halde çağrı bir gruba, cemaate, olamaz. Çağrı ancak Hakka’dır. Hakk ise Allah’tan başkası değildir.

Oysa ciddi manada bu işi sayı çoğaltmaya dökenler, kendilerince insanlar üzerinde bir iktidar kurmak, onlardan nemalanarak niteliksiz kalabalıklar ile baskı grubu oluşturmak istemektedirler.

Bunlar hakk için değil, batıl için mücadele edenler olarak ikiyüzlü tavır takınanlardır. Kendi elleri ile yazdıklarını bu “Allah katındandır” diyerek Allah’ın hakk dininin tek temsilcisi olarak ta kendilerini görme  hakkının da kendilerinde olduğunu söyleyen Rabblik iddiasında bulunan hadsizlerden başkası değillerdir.

İşte bu Allah’ı hakkı ile tanımayan ve tanımak istemeyenlerin tavrıdır.

Allah'ı, hakkı ile takdir edemediler. Oysaki kıyamet günü, yeryüzü tamamen O'nun avucudur/avucundadır; gökler de O'nun sağ elinde/kudretinde dürülmüş haldedir. Şanı yücedir O'nun; arınmıştır onların ortak koştuklarından. Zümer 67

O Allah ki herşey onun elleri arasındadır. Yardımcıya ihtiyacı yoktur. Tek bir “ol” emri ile oluşum başlar. Onun yönetimi insanlar gibi de değildir.

O’nun eşsizliği O’nun gibi kimsenin olmadığı ve olamayacağındandır.

Böylece Allah’a ıtlak olunan Hakk, tek olarak O’nun yaratmaya, emretmeye ve yapmaya yetkili olmasıdır.

Hakk olan Allah, varlığı ve yokoluşu hak üzere yaratmıştır. Bunlar içinde olan tüm yaratılmışları da.

Şu halde her şey Hakk’tan olarak hakk üzere vardır. Hiçbir şey yoktur ki haksız yere yaratılmasın. Zaten varolan herşeyin bir ölçüye göre yaratılması buna kanıttır.

Ve biz, göğü ve yeryüzünü ve ikisinin arasındakileri boş yere yaratmadık; bu, kâfir olanların zannı; artık vay haline kâfirlerin ateşten. Sad 27

Hakk olan Allah her şeyi Hakk üzere yaratmıştır. Hakk üzere yaratması hepsinin bir amaç için var olmasındandır. Böylece onların hiçbiri boş değil, boşuna değildir, oyun ve eğlence için var değildir. Sadece tüketmek içinde değildir.

Hakk kavramı amaç manası yanında yerli yerinde, gerektikçedir. Yani ne eksik ne fazla, ne başka zaman , doğru zamanda doğru yerde, doğru miktarda.

Zira onların varlık nedenlerinin bu manalarda olarak hak olması onların işaret ettiği hakikatlerin varlığını ortaya koyar.

Biz gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri eğlenmek için yaratmadık. İkisini de, sadece haktan başka bir şey üzere yaratmadık. Ama onların çokları bilmiyorlar. Duhan 38-39

Bu, hakktan ilki Tevhiddir. Gökler ve yer bu tevhide işaret eder.

Kullarından dilediğine melekleri, emrinden olan ruh ile şöyle diyerek indirir: "Gerçek şu: Benden başka ilah yok, o halde benden sakının!" Gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Arınmıştır onların ortak tuttukları şeylerden. Nahl 2-3

Göklerin ve yerin hak olarak yaratılması tek bir yaratıcısının imzasını taşıması manasındadır. Onların fesadın karşılığı olarak hakk üzere durması bunun kanıtıdır.

 

Eğer, yerde gökte Allah'tan başka ilahlar olsaydı, o ikisi de mutlaka fesada uğrardı. Arşın Rabbi o Allah, onların nitelendirmelerinden yücedir, uzaktır. Enbiya 22

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA