21 Temmuz 2018 Cumartesi

Kötülüklerimizi ve Dünyaya olan bağlılığımızı ne ile meşru kılıyoruz?

04-09-2017 20:12 Güncelleme : 04-09-2017 20:32

Kötülüklerimizi ve Dünyaya olan bağlılığımızı ne ile meşru kılıyoruz?

Arkalarından, yerlerini alan halefler geldi. Bunlar, Kitap'a varis olmuşlardı. Şu basit dünyanın geçici menfaatini esas alıyorlar ve şöyle diyorlardı: "Biz zaten bağışlanacağız!" Kendilerine, bir menfaat daha gelse onu da alıyorlardı. Bunlardan, Allah hakkında, gerçek dışında birşey söylememelerine ilişkin Kitap misakı alınmamış mıydı? O Kitap'ın içindekileri okuyup incelemediler mi? Ahiret yurdu, takvaya sarılanlar için daha hayırlıdır. Hala aklınızı işletmeyecek misiniz?Araf 169

Kötülüklerimizi ve Dünyaya olan bağlılığımızı ne ile meşru kılıyoruz?

Arkalarından, yerlerini alan halefler geldi. Bunlar, Kitap'a varis olmuşlardı. Şu basit dünyanın geçici menfaatini esas alıyorlar ve şöyle diyorlardı: "Biz zaten bağışlanacağız!" Kendilerine, bir menfaat daha gelse onu da alıyorlardı. Bunlardan, Allah hakkında, gerçek dışında birşey söylememelerine ilişkin Kitap misakı alınmamış mıydı? O Kitap'ın içindekileri okuyup incelemediler mi? Ahiret yurdu, takvaya sarılanlar için daha hayırlıdır. Hala aklınızı işletmeyecek misiniz?Araf 169

 

Ne ilginçtir değil mi? Kendilerini seçilmiş olarak görenlerin bu konumda olmalarını büyük bir sorumluluk olarak değil de azgınlığı ve aşağılığı tercih etme hakkı olarak görmektedirler.

Aslında bu o kişilerin ne kadar zavallı ve aşağılık olduklarını ortaya koymaktadır.

Allah onları her şeyin bilgisinin içinde bunduğu, göğüslerde olana şifa, rahmet ve kesintisiz rızık kaynağı olan, yeryüzünde bulunan her şeyden daha değerli bulunan kitaba miras kılmışken onların bu mirasa karşı yaptıkları saygısızlık, onu bir meta olarak kabul etmek oldu.

Esasen yaptıklarının büyük bir günah olduğunu biliyorlardı. Bunun için bağışlanacağız diyorlardı.

Onlar varis olmanın kendileri için büyük bir paye olduğunu bu halile dilediklerini yapma serbestisi içinde sorumsuz olduklarını zannettiler. Çünkü onların adı Yahudi, hristiyan ya da Müslüman idi.

Kötülükler yapsalarda ,  dünyayı isteyip onun içinde yuvarlanıp, bir meta için savaş verseler de nihayetinde kendilerince bir bağışlanma sözü almışlardı.

Hem bağışlanacaklardı hemde dünyaya boğulurcasına batacaklardı. Şu halde Allah onları dünyadan başka bir şey düşünmedikleri, nefislerini dünyanın esiri kılıp, kavram ve düşünce tarzı ile hedeflerini buna göre belirlemelerinden dolayı onlara azap etmeyecek aksine bağışlayacak idi. Böylece kişi yaptığı ile değil, varis oldukları ile hüküm giyecekti.

Bu ne kadar da güzel bir dünya idi.

Çünkü kendisini kurtaracak olan bir şefaatçisi var idi, sanki o Allahtan bir söz almıştı. Onun  soyundan dolayı ona iltimas geçilecekti. Bağlı olduğu cemaatten dolayı o ödüllendirilecekti.Ya da ateş ona bazı günler dokunacak sonra da ondan kurtulacaktı.

Kötülük yapmak ve bunu meşru göstermek için bu kadar çıkış yolu Allah’ın halis dininde olabilir mi idi?

Allah bu insanların kötülük yapmalarına bu kadar müsamaha gösterecek, hatta onlar müşrikler ,kafirler, fasıklar gibi yaşayacak, kınanmış gazaba uğramış ve sapmış Yahudi ve Hristiyanlar gibi yaşayacak ama Rabb onlara bunlara rağmen kurtuluşa erdirecekti.

Bu kadar basit ise neden Allah resulü savaştı, Acılar, sıkıntılar, ızdıraplar içinde kaldı. Yoksulluk ve yoksunluk içinde idi. Evlat acıları gördü, Mağaralara kaçtı ve saklandı.

Kızına malımdan dilediğine al ama Allah’ın elinden seni ben bile kurtaramam diyerek vasiyet etti.Bana ve size ne yapılacağını bilmiyorum? Demesi söylenen ve

Ateşte olanı sen mi kurtaracaksın denilen sadece bir elçi ve hatırlatıcı olan ne yapabilirdi?

Çabalamaktan geri durmayan geceleri Allah’ın sözlerini anlamak için kafa patlatan, hatalarının bağışlanması için dua eden ve hayatını ona adamış olan Muhammed(a.s) dan

daha üstün bir yanımız mı var? Ya da hoca alim şeyh, seyid vs. dediklerimiz Allah’tan kendi kurtuluşları ya da insanları kurtaracaklarına dair bir söz mü aldılar?

Bizler ancak kendimizi kandırıyoruz ya da bizler aldatılmaktayız.

Çünkü biz Allah’a en değer verdiğimiz kadar değer vermiyoruz. O’na karşı uyanıklık yaptığımızı O’ndan bir şekilde kurtulacağımızı zannediyoruz.

 

 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA