24 Eylul 2018 Pazartesi

ALLAH’a yakın olmak.

07-07-2017 19:24 Güncelleme : 07-07-2017 19:24

ALLAH’a yakın olmak.

Sizi bize yaklaştıracak olan ne ekonomik gücünüz, ne de sayısal çoğunluğunuz ne de iktidarınzıdır. Yalnızca iman edip, ıslah işler yapanlar, bize yakın (zülfa) olabilirler. Onlara yaptıklarının kat kat fazlası mükafat var ve onlar cennet köşklerinde huzur ve güven içinde kalacaklardır. Sebe 37

ALLAH’a yakın olmak.

İnsan yaşamı boyunca zayıflığından , sevgisinden , arzularından veya sahip olduğu ilkelerinden dolayı birine ya da birilerine yaklaşmak ister. Çünkü yakın olmak onun yaratılışından fışkırmaktadır. Bu nedenle güç sahibi olduğuna inandığına, İzzet ve şeref sahibi olduğuna veya ondan bunları alacağına inandığına , Sevdiğine, menfaat temin edeceğine inandığına yaklaşmak ister.

Bu hali ile onun yaklaşmak istediği şey her ne ise ona yaklaşmanın yollarını arar. Diğer bir deyişle o vesile arar.

Örnek olarak Başarmak için çalışmayı vesile edinir. Makam mevkii için bir takım vesileler edinir. Rızkını temin için vesileler edinir. Birilerine yakın olmak için vesileler edinir. Ama her halükarda bu yakınlık için bir vesile arar.

Ama önemli olan  mesele şudur ki? Kime yakın olmak arzulanmalı ve nasıl vesileler edinilmelidir.

Kendisine yaklaşılacak olan ve kendisi için vesileler aranacak olan ancak ALLAH olmalıdır. Çünkü izzet ve onur ile en güzel isimlerin sahibi olan ancak ve yalnızca ALLAH’tır.

İnsan için gerekli olan yardımları yaratacak olan, ona rızıkları veren, Onun sahip olduğu her şeyi ona veren, O’na bilmediklerini öğreten, onun yaşamını tatminkar kılacak olan, Öldüren ve dirilten, darlığı da ve bolluğu da veren dünya ve ahirette onu huzura erdirecek olan ancak ve ancak ALLAH’tır.

Şu halde kendisine yaklaşılmak istenen ve vesile aranılması gereken ancak ALLAH olmalıdır. Şu halde birinci olarak her şeyden içtinap ederek yalnızca ALLAH’a yakınlaşma vakarına sahip olarak vesilenin ancak ALLAH için aranması  elzem olduğu ortaya çıkmaktadır.

İkinci olarak ise  vesileyi doğru şekilde edinmek gerekir. Aksi durumda o vesile ile ALLAHtan uzaklaşmak ve dolayısı ile rahmetten de uzaklaşma kaçınılmaz olacaktır.

Bu durumda o vesilenin başka şeylere yaklaştıracağı ise tabiidir. Onun içindir ki yüce ALLAH, vesile arayın derken ne olur ise olsun vesile edinin değil, vesilenin de ne olduğunu tarif ederek kulların kendisinden uzaklaşmasının önünü kesmektedir.

O halde hem ALLAH’a yakınlaşmaya çalışmak hem de doğru vesileler ile yakınlaşmaya çalışmak izzet ve şeref sahibi olmak için gerekli şarttır.

Ey iman edenler! ALLAH’tan korkun, O’na yaklaşmaya vesile arayın ve yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz. Maide 35

Şu halde iman edenlerden olduğumuzu söylüyorsak ALLAH’a yakınlaşmak için vesile aramamız kaçınılmazdır. Çünkü vesilesiz ALLAH’a yaklaşmak asla mümkün değildir. 

Vesilenin ise insanın sahip olduğu bir şey olması gerekir. ALLAH’ın verdiği mal, evlat ve imkanlar vesile olamaz. İnsanın kendisine ait bir şey olması yada kendisinden bir şey katması gerekir ki bu durumda ona ait bir şey olsun. Başkası, başkası adına bir şey yapamaz. Herkes kendi yaptığından sorumlu ise o halde yalnızca kendisinden olması gerekir.

Bu durumda vesilenin başkasından değil kendi elleri ile yaptığından vermesi gerekir.

Araplardan, ALLAH'a ve ahiret gününe inananlar da vardır. Harcadıklarını ise ALLAH'a yaklaştıracak bir vesile ve elçiye destek sayarlar. Gerçekten o, onlar için bir yaklaşma vesilesidir. ALLAH onları rahmetine sokacaktır. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir. Tevbe 99

Bu durumda vesilenin yaklaştırıcılığı verilenin o kişi için ifade ettiği değere göre belirlenir.Bunun anlamı en sevdiğinden feda etmek ALLAH’ı ondan daha çok sevmek ALLAH’a daha yakın olmak manasına gelmektedir. Zaten en sevdiğinizden infak etmedikçe Birr’e eremezseniz. Ayetinden de birr ALLAH’a yakın olmayı ifade eder.

Buna göre vesile en sevilenlerden olmalı ki, bu da birr’e erişmektir. Birr ise iyilik ve lütufta geniş olmaktır.

İşte ALLAH’a yakın olanlar bunlardır.Fakat ALLAH’a rağmen tercih edilen var ise bu durumda ALLAH’a yakın olmaktan bahsedilemez.

Birr en sevilenden vermedikçe erişilemez bir makam iken bu makama erişmek ve orada durmak için şu ayeti özümsemek gerekir.

 Birr, yüzünüzü doğu ve batı yönüne çevirmeniz değildir, fakat birr Allah’a, Ahiret Günü’ne, meleklere, kitaplara ve resullere iman eden, sevdiği halde malı yakınlara, yetimlere, miskinlere, yolda kalmışa, dilenenlere ve boyunduruk altındakilere veren, Salatı ikame eden ve zekatı veren, ahidleştiklerinde ahdini yerine getirenler, zorluklar, zarar anları ve güçlük zamanlarında sabredenlerdir. Onlardır özü ve sözü bir olanlar, ve onlardır muttaki olanlar.”Bakara-177

İşte birr Allah’a sarsılmaz bir iman ile hesap verilebilirlik içinde sorumlu davranmak, kitabı okumak ve onda olanları uygulamak ama bunu yaparken resullere iman ederek onlar gibi olmak gayreti ile uygulayan, sahipsizlere sahip çıkan, meyillerini aşıp, dilenme konumuna gelen, bir takım unsurların kölesi haline gelenleri kurtarma çabası içine giren, destek ve arınmak için veren ve dayanışmayı arttıran, Allah’a evet sen bizim rabbimizsin dediği sözünü yerine getiren, zorluk ve darlığa rağmen ALLAH’ın hükmünü göğüsleyen ve dosdoğru olarak, içi ve dışı bir olmaktır.

Hal bu iken,

Biz neye ya da kime yakınlaşmak istiyoruz? Kime vesile aramaktayız ? Doğru vesileler edinmekte miyiz? Birr sahiplerinden miyiz?

Çünkü bazılarımız yakınlaşmak için bir takım yaklaştırıcılar, vesileler edinerek bunları şefaatçi olarak görüp onlar ile yakın olma çabası içine girmişlerdir ki başlangıçta müşriklerde bu amaçla ortaya çıkmış ama belli bir süre sonra  şefaat edici olarak gördüklerine kulluk etmeye başlamışlardır.

İyi bilin ki, halis din yalnız ALLAH’ındır. O’nu bırakıp da başka dostlar edinenler, “Biz onlara sadece, bizi ALLAH’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” diyorlar. Zümer 3

Ayette geçen zulfa kelimesi itibar ve yakınlık manasına gelmektedir.

Bu durumda sözkonusu ayette halis dini bırakıp aracı edinenler onları ancak ALLAH yanında kendilerine itibar kazanmak için yönelmektedirler.

Buna göre onların itibar kazanması ancak aracılara yönelmekle olmaktadır. Gerçekten de o zamanın Mekkeli müşriklerine baktığımızda onların bir takım aracılar edinip onların hoşnutluğunu kazanarak ALLAH yanında bir itibar arayışına girdiklerini görmekteyiz.

Yani şimdi de bir takım kimseler aracılar edinmektedirler ki bunlara kulluk ederek aracı edinmediklerini söyleyerek bu ayetin kendilerine inmediğini söylemektedirler.

Oysa yüce ALLAH burada doğrudan doğruya ibadet ediyoruz derlerken aslında bunun bir sürecin sonucu olduğunu ifade ederken diğer taraftan dil ile olduğunu söylerken eylem ile de söylendiğini ifade etmektedir.

Zira ALLAH’ı sever gibi onları sevmek, Ataların (gelenek ve hurafeleri) anıldığı kadar ALLAH’ı anmamak, ALLAH’ın ayetlerine rağmen din de yetkin görülenlerin sözlerine itibar etmek, Bir takım insanların yer de ve gökte tasarruf sahibi olduğunu düşünerek, onların ölse dahi yardım edeceğini iddia etmek, onları yardım edici olarak görmek, onların sanki kendilerini kurtarmış gibi kendilerini de kurtaracağını zannederek onlara yakınlaşmak…

Bunların hiçbiri ALLAH’a yakınlaşma vesilesi olamaz. ALLAH’a yakınlaşma vesilesi olamazsa o halde başka şeylere ya da kişilere yakınlaşmak demektir. İşte bu da ya dünyalıklara ya da şefaatçi olarak görülenlere yakınlaşma olur.

Çünkü ALLAH kendisine zülfa, itibar ve yakınlaşmak için bunları ortaya koymakta değildir.

Onun kendisine yakın olmak için ortaya koyduğu tek bir şey vardır.Başka bir şey yoktur.

Sizi bize yaklaştıracak olan ne ekonomik gücünüz, ne de sayısal  çoğunluğunuz ne de iktidarınzıdır. Yalnızca iman edip, ıslah işler yapanlar, bize yakın (zülfa) olabilirler. Onlara yaptıklarının kat kat fazlası mükafat var ve onlar cennet köşklerinde huzur ve güven içinde kalacaklardır. Sebe 37

Yakınlaşmanın tek şartı olarak belirtilen bu hakikat kişinin kendi elleri ile yaptığı salih amellerdir.Bunlar da birr’in içinde toplanmıştır.

Şu halde yakınlaşma ancak böylece olur iken Buradan ALLAH’ın uzak olduğu gibi bir mana çıkmasın.Zira ALLAH kişiye şah damarından dahi daha yakındır.(Kaf 16)

O bir an dahi elini bizlerin üzerinde çekse bizim için yokluk vardır. Her nefesimiz ancak onun izni ile olmakta iken öldükten sonra dahi toprağın ondan eksilttiğini kitapta muhafaza etmektedir.

Şüphesiz biz, toprağın onlardan neyi eksilttiğini biliriz. Katımızda her şeyi saklayan bir kitap vardır.Kaf 4

Mesele insanın ona yakın olma isteği ve yakın olmayı istese bile uzaklaşmasıdır. Bu durumda onun yapması gereken ancak  salih amel ve birr sahibi olmaktır ki  bundan başka ALLAH’a yükselme derecesi de yoktur.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA