20 Temmuz 2018 Cuma

Dünyamızın(Alemimizin) Rabbi Kim?

04-07-2017 20:26 Güncelleme : 04-07-2017 20:26

Dünyamızın(Alemimizin) Rabbi Kim?

Peşinde koştuklarımıza bakalım? Neyin peşindeyiz? Neyi istiyoruz? Neye karşı arzu duyuyoruz? Neyin mücadelesini veriyor? neyi hayatımızda baş köşeye oturtuyoruz? Alemlerin Rabbi bu hayatı terbiye eden değil haşa bizler ona bir tanım getirerek onu mu alemimizde namaz oruç hac zekat gibi konularda hatırlayıp zindandan çıkarıyor diğer zamanlarda zindana atıyoruz.

Dünyamızın(Alemimizin) Rabbi Kim?

Bunun üzerine büyücüler secdeye kapandılar."Alemlerin Rabbine iman ettik."" Musa ve harunun Rabbine". Firavun haykırdı: "Ben size izin vermeden ona inandınız ha! Anlaşıldı, o sizin hepinize büyüyü öğreten büyüğünüz. Yakında bileceksiniz. Yemin olsun, ellerinizi, ayaklarınızı çaprazlamasına keseceğim ve yemin olsun sizi toptan asacağım." Dediler: "Zararı yok, biz nasıl olsa Rabbimize döneceğiz, Ümidimiz odur ki, Rabbimiz hatalarımızı bağışlar çünkü biz ilk inananlar olduk." Şuara 46-51

Fıravn Allah'ın delillerini, izzet ve yaratmanın yalnızca ona ait olduğunu görüp, kendisinin ilah ve rabbliğinin ise aldatma olduğunun ayyuka çıkmasından sonra Musa a.s'ın getirdiği ayetlere karşı son bir kez aldatmalarla üstün geleceği ümidi ile tüm büyücüleri çağırır.

Fakat orada hiçkimsenin beklemediği bir gelişme olur.Firavnın adamları Secdeye kapanırlar ve Bizler Alemlerin rabbine iman ettik. Musa ve harunun Rabbine derler. Firavn tehditler savurur ama onlar kendi günahlarına üzülürde Rabbten  mağfiret dilenme peşindedirler.

 

Burada firavnın ayağa kalkıp bir nevi isyan etmesinin nedeni sihirbazların "Alemlerin Rabbine Musanın ve harunun Rabbine iman ettik." demeleridir.

Bu, geçmişten gelip güncelliğini yitirmemiş bir mesaj olarak Rabbin kitabında anılmaya hak kazanmış kıyamete kadar da örnekliğini gösterecek büyük bir sözdür.Bu büyücüler gerçekten kendilerinden sonra miras kalacak ve iman edenlerin dünyalarında daima yankılanacak büyük bir söz söylemişlerdi.

Şüphesiz her insan bir alemdir.Onun dünyası vardır.Bu dünya çeşitli şekillerde tasavvur ve kavramlardan oluşmuş, çeşitli ilişki ve ağlardan müteşekkil olup, insanın izzet ve şeref kavramlarını manalandırdığı, bunları yanında aradığı ve terbiye edicisi ile ilahının ve Rabbinin olduğu bir dünyadır.

Bu manada sayı olarak değil ama kesretten(çokluktan) kinaye yetmiş bin alem vardır. yani her insan sayısınca alem vardır.

Her insan yaşam tarzı ile bu alemi kurar. Bir şeylerin peşinden koşar ilahı, rabbi,maliki vardır.

Bu alem, Allaha iman etmeyenlerde sapkınlık ve ahlaksızlık üzere inşaa edilmiş bir alem iken münafıklarda çok daha kötü bir halde sahiplerince inşaa edilmiştir.

Ama Alemlerin rabbine iman ettik diyenler olarak bizlerin alemleri nasıldır? Fatiha süresinin başında olan ve beş vakitte belki de bilinçsizce söylediği Hamd Alemlerin Rabbinedir sözüne ne kadar bağlıyız? Bu söz bizi ne kadar inşaa ediyor?

Bir bakalım. Kendi alemimizde kimler var. Ne üzerine bu alemimizi inşaa ettik.Hala da inşa etmeye çalışıyor ve neleri o alemimize taşımaya çalışıyoruz.

Alemlerin Rabbinin bizim alemimizde yeri nedir? Ondan gerçekten bir işaret var mı? Yoksa hayy(daima diri olan) olanı öldürmüş müyüz? Alemlere Rahmet olarak gönderilen Resulullahı hayatımızda önderlikten atıp bir nevi onu hayatımızdan sürmüş müyüz? Hal böyle iken Alemimize bir  Alemlerin Rabbinden başka Rabbler girmiş ve Alemlere rahmet olan Resulullahın yerini başka şeylerin elçileri önder ve lider denen kişileri alarak hayatımız rahmetten uzak zahmet haline gelmiştir.

Kitabın bir kısmına iman edip, bir kısmını bırakmışız. İsrailoğullarının hevalarının istemediği bir şeyi getirdiğinde elçileri öldürmesi gibi bizlerde hevalarımızn istemediği bir şeyi elçi getirdiğinde ona uymayarak hayatımızdan adeta onu sürmüş ve varlığı belli olmayan bir nevi öldürmüş gibi olmakta değil miyiz?

Peşinde koştuklarımıza bakalım? Neyin peşindeyiz? Neyi istiyoruz? Neye karşı arzu duyuyoruz? Neyin mücadelesini veriyor? neyi hayatımızda baş köşeye oturtuyoruz? Alemlerin Rabbi bu hayatı terbiye eden değil haşa bizler ona bir tanım getirerek onu mu alemimizde namaz oruç hac zekat gibi konularda hatırlayıp zindandan çıkarıyor diğer zamanlarda zindana atıyoruz.

Alemlerin Rabbine imanın nasıl olması gerektiğini sihirbazlar bize öğretiyor.

Günahlarına üzülmek,canını  Alemlerin Rabbi için verebilecek kadar fedakar olmak.

Zira insanların bir çoğu Rabbimiz Allah'tır diyor ama o söz üzerinde sebat edipte o sözü doğrulamıyorlar.

Oysa

Şu bir gerçek ki, "Rabbimiz Allah'tır!" deyip sonra özü sözü dosdoğru  yol alanların üzerine, melekler ha bire iner de şöyle derler: "Korkmayın, üzülmeyin! Size vaat edilen cennetle sevinin." Fussilet 30

Rabbimiz Alahtır deyip bunu doğrulayanlar şu halde cenneti garanti edenlerdir.Ama cennet ise kolay değildir.Büyücüler gibi ciddiyet ve samimiyeti  zorunlu kılar.

Çünkü sadakat sözde değil, özde bir bağlılıktır. Bu bağlılık bireyin tüm hayatını inşaa eden projedir. Böylece birey hayatını bu proje üzere inşaa ederek, disiplin altına almalıdır.

Öyle ki bu durum canı feda edecek seviye de bir bağlılığı ortaya koymalıdır.Tüm sevgilerin üzerinde, tüm bağlılıkların üzerinde,tüm beklentilerin , mallar , oğullar ve ticaretin üzerinde hatta bunların hukukunu belirleyecek bir yücelikte olması gerekir.

Hal bu iken işte o zaman alemin Rabbi Allah doğru tanımlanmış olur.Hal böyle iken işte o zaman o alem alemlere rahmet olan elçinin önderliğinde bir alem olur.

Bu alemin inşaasında baş mühendis Allah resulu.Bu alemin işçisi ise kişinin kendisidir.Kendisi için inşaa edilecek olan Padişah ise Alemlerin Rabbidir.

Onun yüksekçe bir kule yapıp Rabbe ulaşması için çalışması elzemdir.

Şu halde harcına samimiyet, ciddiyet ,sevgi katılmış olan bu çimento cihad ve cehd ile Alemlerin Rabbine kopmaz bilmeyen bir kulp gibi yapıştırıcı olmalıdır.

Hani nerede bizim samimiyetimiz, ciddiyetimiz, cehdimiz...

Oysa bizler cenneti garanti ettiğimizi, elhamdulillah müslüman olduğumuzu söylerken, hayatımızda sadakat değil de küfürden daha kötü olarak bir ikiyüzlülük yok mu?

Rabbimiz Allahtır deriz, bunun sadakati için sınandığımız zaman Ondan başka rabbler ediniriz.

mesela; korku ya da zorluk anında büyücüler  gibi olmamız gerektiği halde şu insanlar gibi oluruz.

İnsanlar içinden öylesi vardır ki, "Allah'a inandık" der fakat Allah uğrunda bir eziyete uğratılınca, insanlardan gelen fitneyi Allah'ın azabı gibi tutar…. Ankebut 10

İşte bir eziyetle karşılaşınca kafamızda endişeler artmaya başlar. Ticaretim ne olacak? Çocuğun okul taksitleri, evin kirası, dükkanın kirası, elektrik, su parası, ev eşyasının taksitleri, cep telefonunun taksidi, arabanın taksidi v.s gibi endişeler ile şeytan bizi korkutur bu sefer eşe, çocuklara kızar, arkadaşlarımıza kızar, anne ve babaya kızar, gergin bir hal alırız. O anda tüm alemimiz başımıza yıkılmıştır.Gerçekten yıkılmıştır....

Allah’ın inşaa etmediği onun tutmadığı bir alem(alemimiz) yıkılmaya mahkum değil midir?

Allah, gökleri ve yeri, yok olup gitmesinler diye tutuyor. Yemin olsun, eğer çöküp giderlerse, O'ndan başka hiç kimse onları tutamaz. Halîm'dir O, Gafûr'dur. Fatır 41

 

Nefsimizin arzularını rabbler edinmez, makam ve mevkiiler ile rahatımızın bizleri terbiye etmesine izin vermeyiz, ticaret ve kazançlarımıza göre Rabbin hudutlarını gözetmeyen kural(sızlık)lar koymayız.

Çünkü Allah Alemlerin rabbi olarak, sevgilerimizi, beklentilerimizi, düşüncelerimizi, işlerimizi, helal ve haramlarımızı tek belirleyen olur. Bu durumda Allah'ı bizi terbiye eden olarak kabul eder, terbiyeli, Rabbani terbiye ile terbiye olmuş olanlardan oluruz.

Alemlerin Rabbi alemimizi kaplasa başka Rabblere yer olmaz. Haramları ve helalleri başkaları belirlemez. Ruhbanları,  bazı hocaları, bazı şeyhleri rabbler edinmeyiz.

Bireysel dünyamızdan toplumsal hayatımıza, hukuk, ekonomi, siyaset dünyamızda, okul ve aile ilişkilerimizden anne - baba ile akraba ile olan ilişkilerden oluşan dünyamızda Allah'ı rabb ediniyor muyuz?

İbrahim babamız gibi. Benim desteklemelerim, Kulluğum ,Hayatım ve ölümüm ancak Alemlerin Rabbi olan Allah içindir enam 162. Diyebiliyor muyuz?

Toplumun kendi elleri ile yaptığı ve zamanın insanlarının bilim, teknoloji, moda, para ,kadın, dünyalıklar  v.s gibi  Rabbleştirdiklerini İbrahim a.s gibi  tertemiz bir kalpe karşı reddedebiliyor muyuz?

"Siz ve o eski atalarınız!" Şüphesiz onlar benim düşmanım. Ama âlemlerin Rabbi hariç." "O yarattı beni, O yol gösteriyor bana." O ki beni yedirir ve içirir. Hastalandığım zaman O bana şifâ verir. O ki beni öldürür, sonra da diriltir. O ki, hesap-cezâ günü günah ve kusurlarımı bağışlamasını ummaktayım» dedi. Şuara 76-82

O halde alemimizin göğü (yükselme dereceleri,) ,Güneşi (huzur bulup, bizi ısıtanı), Ay'ı (bizi aydınlattığına inandığımız), yıldızı (bize yol göstereni, yeri (üzerine basıp ezdiğimiz ya da rızık kaynağı olarak gördüğümüz) , Ağaçları (meyve verdiğine inandığımız), evleri (onunla mahremimizi muhafaza ettiğimiz, yediklerimiz (bizim moralimizi yükselten, lezzet olarak gördüklerimiz), suyu(hayat bulduğumuza inanıp, ihtiyaç olarak gördüklerimiz) nelerdir?

Hepimiz amele, işçiyiz. Bu inşaa faaliyetini yapmak zorundayız. Bunu yaparken Allah'ın kitabının çizimlerine göre yapacağız. Allahın Resulunun tecrübeleri bizim için önemli olacaktır. İş bitmedi yapı da paydos değil.

O halde nereye gidiyorsunuz? O, âlemlere bir öğütten başka şey değildir. İçinizden, dosdoğru  istikamet bulmak isteyenler için.Tekvir 26-28

O halde bizler Alemlerin Rabbinin terbiyesi ile terbiye olmamız gerekiyor. Çünkü "Terbiyesizler" Alemlerin Rabbinin yanından recm edilmiş şeytan muamelesi göreceklerdir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA