16 Kasim 2018 Cuma

Allah’ın Müdahilliği

02-07-2017 18:40 Güncelleme : 02-07-2017 18:40

Allah’ın Müdahilliği

Hal bu iken bizlerin hayatında Allah’ın yeri bir Rabb olarak var mıdır? Rabbanilerden miyiz yoksa İnsanlardan öylesi de vardır ki, (Dört elle dine sarılmak yerine) kıyıdan kenardan Allah'a kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa, gönlü onunla hoş olur. Şayet başına bir kötülük gelirse, gerisingeri dönüverir. O dünyayı da kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu, apaçık hüsranın ta kendisidir. Hacc 11 ayetinde zikredilen kimselerden miyiz?

Allah’ın Müdahilliği

Yüce Allah hayata müdahil olan bir rabb olarak vardır. Onun baştan beri müdahilliği süregelir. O her şeyin başlangıcını yaratan ilktir.Onları devam ettiren ve nihayetinde öldürecek olandır da.

Yasaları koyan, işleyişi sağlayan, hayatın, aksiyonun ve ölümünde yegane sahibi odur.

Hiçbir an olmasın ki o yaratma da bulunmasın.

Hiçbir an yoktur ki onun gaflette olması söz konusu olsun. Tüm bunlar açıkça her şeyin ancak onun izni ile olduğunu apaçık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Zaten insanlarda bunu fıtratları ile başlarının sıkıştığı o anlarda göstermektedirler.

Çünkü darda kaldıklarında fırtınalar içinde savrulan gemilerinde, ağır hastalıklarında, başları dara düştüğünde daha önce kendisini çağırdıklarını bırakıp, Rabbi çağırmakta ve ondan istemektedirler.

Fakat onu hayatlarının sürekli olarak müdahilliği konumunda görmekte değillerdir.

Bir kısmı onu toptan redderken diğer bir kısmı ona inandığını söylemekte ona karşı kendince ritüelist bir hassasiyet geliştirmektedir.

Diğer bir kısmı ise onun müdahilliğini giyim kuşanma veya şekilsel bir namaz, oruç , hac ve zekat ile basit bir ritüelist unsurlar ile anmaya çalışmaktadır.

Oysa Allah’ın şanına yakışır olan tavır bu olmamalıdır.

Kalplerin onun zikri ile huzur bulması, O’na halis bir şekilde yönelme ve onun hayatın tüm zaman ve mekanlarına kadar vaaz ettikleri açıkça onun müdahilliğinin “boşluk tanımadığını” apaçık bir şekilde ortaya koyar.

Her insan onun tek olduğunu bilirken buna rağmen onun yanına sanki eksikmiş gibi başka birilerini koyması, açıkça onunla eşdeğer olarak birilerini zımnen görmesi manasına gelmektedir.

Bu görüş sevgide, ilgide, yönelişte, korku ve ümitle, beklentide, sözlerde ve eylemlerde apaçık bir şekilde kendini göstermektedir.

Hal bu iken bizlerin hayatında Allah’ın yeri bir Rabb olarak var mıdır? Rabbanilerden miyiz yoksa İnsanlardan öylesi de vardır ki, (Dört elle dine sarılmak yerine) kıyıdan kenardan  Allah'a kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa, gönlü onunla hoş olur. Şayet başına bir kötülük gelirse, gerisingeri dönüverir. O dünyayı da kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu, apaçık hüsranın ta kendisidir. Hacc 11 ayetinde  zikredilen kimselerden miyiz?

Rabbanilerden olmak samimiyet ve ihlas içinde Rabbin terbiyesi ile terbiye olunmak iken, bu sürekliliği de ifade eden hatta bir ahlak, huy ya da tabiat anlamında kemale ermelidir.

Bu, kulun kendisi için zorunlu olmaktadır. Çünkü onun başka türlü kemale ermesi, huzur bulması, hayatı anlamlı kılması, yaşama gayret ve sevincinin olması başka türlü söz konusu olamaz.

Eğer intiharlar, hastalıklar, saldırganlıklar, fitne ve fesad yaygın olup adeta her tarafı kuşatıyorsa bu başka ne şekilde izah edilebilir.

Ama kim beni anmaktan yüz çevirirse, onun için de dar bir geçim var. Kıyamet günü onu kör olarak süreriz.Taha 124

İşte sorunlarımızın kaynağı, hastalıklarımızın nedeni ortaya çıkmıştır.

Bunlar, iman edenler ve gönülleri Allah'ın zikriyle tatmin olanlardır. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla tatmin olur.Rad 28

Bu şuan ki en büyük sorunumuzdur.Çünkü Allah’ı anmaktan yüz çevirdiğimiz anda en büyükten yüz çeviriyoruz,

Muhakkak ki,Allah'ı zikretmek her şeyden daha büyüktür. (El-Ankebut 45)

 Şeytanlar bize musallat oluyor,

 Allah'ın zikrini kim umursamazsa, ona bir şeytanı musallat ederiz de, artık o, ondan hiç ayrılmayan bir arkadaş olur.(Zuhruf 36)

Allah yanında anılanlarsan olmayız,

0 halde siz, beni zikredin ki, ben de sizi zikredeyim. Bana şükredin de nankörlük yapmayın. (Bakara 152)

Bunun sonunda,

Kim de Rabbi'nin Zikrinden yüz çevirirse, Allah onu şiddeti artan bir azaba sokar. (Cin 19).

O halde

…. sizi ne mallarınız, ne çocuklarınız, Allah' ı zikretmekten alıkoymasın. (Münafıkin 9)

….Ne bir ticaret nede bir alışveriş, Allah'ı zikretmekten kendilerini alıkoymaz. (Nur 37)

Akıl sahipleri o kimselerdir ki, ayakta iken, otururken ve yatarken (daima) Allah'ı zikrederler;
göklerin ve yerin yaratılışı hakkında düşünürler ve şöyle derler:"Ey Rabbimiz sen bunları boşuna yaratmadın. Sen batıl şey yaratmadan münezzehsin. Artık bizi cehennem ateşinden koru. (Al-i İmran l9l)

Burada tarif edilen zikir ehlinden olmak gerekir. Hiçbir şeyin Allahın zikrini engelleyemediği  ve daima unutmayan bir konumda. Bununla birlikte tesbih taneleri ile sub-sub şeklinde değil, akıl sahipleri gibi ve elçinin, Allah’ı hatırlaması gibi.

O nasıl zikrediyordu, yetime, yoksula sahip çıkarak,hakkı gözeterek, hukuklara riayet ederek, nefsin arzu ve ihtiraslarına gem vurarak, israf etmeyerek, karşı cinse karşı zaaf göstermeyerek, dünyalıklar peşinden koşmaksızın, hep düzeltici işler yapıp, affederek. Bunun içindir ki onun niteliğinden bahsedilirken Allah’ı çok anan bir kişi olarak özellikle vurgu yapılmıştır.

Gerçekten Allah'ı, Ahiret gününü arzulayanlar ve Allah'ı çok zikredenler için, size Allah'ın Resulünde pek güzel örnek vardır. (Ahzab 21)

 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA