18 Aralik 2017 Pazartesi

Bir kavim Kendi Durumunu değiştirmedikçe Allah o kavmin durumunu asla değiştirmez (Ra'd 11)

13-06-2017 05:36 Güncelleme : 16-06-2017 10:47

Bir kavim Kendi Durumunu değiştirmedikçe Allah o kavmin durumunu asla değiştirmez (Ra'd 11)

Bizi değiştirdiler, bizi internet kitle iletişim araçları ile fesada uğrattılar, para bizi bozdu, mal ve evlatlar bizi ifsat edip, iktidar bizi şaşırttı ,makam ve mevkii etkiledi ve bunun gibi değişim için sözkonusu olan hiçbir şey bizleri etkilemiş ve bozmuş değildir. Bizdeki bu değişimin nedeni bizlerin halis olmamamızdan kaynaklanmaktadır.

Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez.Rad  11

 

Yüce Allah’ın baştan beri uyguladığı bir yasa vardır ki,bu yasa genel ve geçerlidir.

Kimse için ayrıcalıklı olmadığı gibi, belirli bir bölgedeki insanlara da münhasır değildir.

Bu yasa değişimin yasasıdır.

Değişimin hangi yönde olursa olsun meydana gelmesi ancak onların kendi elleri ile yaptıklarından neşet etmesidir.

Bu durumda bir değişim ya da dönüşüm sözkonusu ise bu o toplumun ve bireylerinin kendi elleri ile yaptıklarından sonucu olarak verilir.

Bu hali ile o toplum ve onun bireyleri değişim için dua etmiş ve dua edenin duasını kabul eden Rabb onları değiştirmiştir.

Ama burada önemli olan unsur, bu dileğin, evrilmenin, değişim ve dönüşümün Rabbin dilemesi ile olmadığı ya da olmayacağıdır.

Buna göre bu kişisel bir sorumluluk olarak durmakta ve o toplum ile bireyleri bundan sorumlu olmaktadır.

Adem ağaca yaklaştığında değiştiğinin sorumlusu olarak kendisini görürken, ben nefsime zulmettim diyerek hatalı olanın Rabb değil, iblis değil bizzat kendisinin olduğunu itiraf ediyordu.

Bu hali ile toplumdaki değişim ve dönüşüm o toplum bireyleri dışında bir müdahale ve iş tutma ile de değil, o toplum insanlarının kendi iradeleri ile vucuda gelmektedir.

Bu durumda başkasını ya da başkalarını suçlu görme değişim önünde bir engel olarak durmaktadır.

Bizi değiştirdiler, bizi internet kitle iletişim araçları ile fesada uğrattılar, para bizi bozdu, mal ve evlatlar bizi ifsat edip, iktidar bizi şaşırttı ,makam ve mevkii etkiledi ve bunun gibi değişim için sözkonusu olan hiçbir şey bizleri etkilemiş ve bozmuş değildir.

Bizdeki bu değişimin nedeni bizlerin halis olmamamızdan kaynaklanmaktadır.

İblis Rabbe senin kullarını saptıracağım onlardan azı hariç sana şükredenlerden bulamayacaksın derken,Rabbin ona cevabı,senin halis kullarım üzerinde bir tesirin olamaz ancak azgınlar hariç derken, insanın iradi olarak bunu istemesi halinde sapkınlığın sözkonusu olacağından bahsetmektedir.

 

Bu durumda değişim kişinin elinde olan bir durum olarak ortaya çıkmakta iken bundan dolayı da kimse kişi kendi dışında birini sorumlu tutamaz.Esasen bu, hatanın kabulu için tevbenin ifası içinde ilk adım olmaktadır. Şayet kişi hatasının kendinden kaynaklı olduğunu kabul etmez ise bu durumda onun dönüşü de mümkün olmaz.

Rabb onu tek başına bu mana da güçlü bir varlık kılmıştır ki tevbe edip dönebilsin.

Hal bu iken buna rağmen toplum ve insanlardan şikayetçi olmak, hayatın zorluk ve sıkıntılarını bahane kılarak içinde bulunulan kötü halin müsebbibi olarak görmek insanın kendisini aldatması ve zayıflık göstermesinden başka bir şey değildir.

Bu durumda  güzel sonucun elde edilmesi kişisel bir çabaya bağlı iradenin ortaya konulması ile ortaya çıkacak ise,bireyin toplum ve hayat içinde erimiş halde olması değil, şahsiyet olarak ortaya çıkmasını zaruri kılar.

Bu hali ile bu yasa aslında bireyin şahsiyet olarak ortaya çıkmasına uygunluk arz eder.

Burada birisi adına iş takibi bir şeyleri birilerine havale etme ,birilerinin vekil olması da söz konusu değildir.

Buna göre kişi ancak yaptığından sorulur, onun huzura getireceği ancak sırtlandığıdır. Karşılığını alacağı da kendi elleri ile öne süreceğinden başkası değildir.

Bizlerin buna rağmen değişime uğramamız bizlerin halisliğinde ciddi bir sorumluluktan neşet etmektedir. Bu durumda saf ve katışıksız bir durum içinde olmayışımız ya da bunun çabası içinde olmayışımız sözkonusudur.

Halislik ise kötülük ve fuhuştan uzak durmak, niyet ve amellerde tertemiz olmak ise,bu da  hayatı yalnızca Allah’a tahsis etmek demektir.

Kural koyucu olarak Allah’ı görüp bununla hayatın tüm birimlerini arındırmak, halis olmanın gereğidir.

İşte bu durumda olumsuz bir evrilme söz konusu olamayacağı gibi, samimi ve gayretkar bir çabalama da söz konusu olacaktır.

İblisin ve onun işlerinin ancak bu hayat üzerinde bir izi kalmayacaktır.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA