21 Ekim 2018 Pazar

Allah'ın Çağrısına İcabet Edelim.

09-06-2017 22:26 Güncelleme : 09-06-2017 22:32

Allah'ın Çağrısına İcabet Edelim.

Allah’ın çağrısı hayat verici olanadır. İnsan bununla hayat bulur. Onun yaşamın farkına varması ve hayatın tadını çıkarması ancak onun çağrısı ile olursa ,o çağrıya sırt çeviren hayatın tadını alamaz. Onun hayatı, kör ve zindanlar içinde kalan birisinin hayatından başka bir hayat olmaz.

Allah’ın Çağrısı

Allah, elçileri ile insanları kendisine doğru çağırır. Onların kendisine yönelmeleri onların temel unsurudur. Aslında bu, onların yaratılışlarının özünde vardır.

Çünkü o zayıf ve muhtaçtır.

Bu zayıflığını gidermek, muhtaciyetini tatmin etmek içinde bir yönelişte bulunur.

Bunları giderdiğini söyleyen ya da gidereceğini zannettiği her çağrıya da icabet eder.

Oysa zayıflığı güce, muhtaciyeti tatmine çevirecek tek ve yegane güç Allah’ın kendisinden başkası değildir.

Ondan başka herkes ancak ondan ister. Çünkü onları yaratan da odur.

Onların varlıkları ve ölümleri üzerinde yegane tasarruf sahibi de odur.

Hal böyle iken onların Allah’a rağmen bir çağrıda bulunmaları aldanma ve aldatmadan başka bir şey olmamaktadır.

Ama bizler bu aldanmışlık içinde debezelenip durmaktayız.

Nefsin çağrılarına icabet etmekteyiz. Allah ve resulünün sesinin üzerine onların sesini çıkararak onlara kulak kesilmekte ve onların seslenmeleri yönüne doğru koşmaktayız.

Terk ettiklerimize bakmadan..

Oysa Allah’ın çağrısı her yerden bizler üzerinedir. Ama buna rağmen onun çağrısını nasıl duymamaktayız ya da nasıl olurda ona kulaklarımızı tıkarız anlaşılır gibi değil.

Göklerden ve yerden ve ikisi arasındakilerden  hatta nefsimizden dahi Allah’ın çağrısını işitmekteyiz.

Görsellerle, seslerle, onlardaki latif yaratılmışlıkla..

Elçilerle , kitaplarla, Hayat tecrübelerimizle…

Hal bu iken bizlerin buna rağmen farklı seslere, görsellere ve yapılmışlıklara doğru ilerlememiz Allah’a rağmen bunları tercih etmemizdir ki bunun büyük hata olduğu da ortadadır.

Allah’ın çağrısı hayat verici olanadır. İnsan bununla hayat bulur. Onun yaşamın farkına varması ve hayatın tadını çıkarması ancak onun çağrısı ile olursa ,o çağrıya sırt çeviren hayatın tadını alamaz. Onun hayatı, kör ve zindanlar içinde kalan birisinin hayatından başka bir hayat olmaz.

Mallar ve oğullar içinde bir çok insanların olduğunu görmek onların çağrıya icabet etmemelerine rağmen böyle olmaları onların ancak azaba yaklaştırılmaları içindir.

İman edenler olarak bizlerin çağrısına icabet edeceğimiz yegane çağrıcı o iken bu çağrının gereği olarak hayatımızın tümünü o çağrıya göre de dizayn etmemiz ve yaşam tarzımızı da bu çağrıya göre yapmamız gerekmektedir.

Çağrıya ne tümü ile red ne de bazısını alıp almama şeklinde bir yanıt ile bizler ayakta duramayız.

Hal bu iken samimiyet ve ciddiyet içinde bir yöneliş ile tüm tercihleri bu çağrı yönünde kullanmamız gerekmektedir.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA