18 Ocak 2018 Perşembe

Ne zaman Kendimize Geleceğiz

03-06-2017 02:11 Güncelleme : 03-06-2017 02:11

Ne zaman Kendimize Geleceğiz

Allah Sen muhteşem bir "ahlak" üzeresin diyerek onlara cevap veriyordu.Öyle ya.. Din "ahlak"tı. Ayşe validemiz. Resulullah için onun "ahlakı" kur'an dı derdi. Şimdi buradan şunu derince tefekkür etmemiz gerekmez mi? Yüce Allah onların biz doğru yol üzerindeyiz demelerine karşılık sen muhteşem bir ahlak üzeresin diyerek cevaplaması, Onun doğru yol tanımının, müslüman tanımının muhteşem ahlakı temsil edici bir nitelikte olması gerekliliğini ortaya koymakta değil midir? Yani" siz Müslüman (Allah'a teslim olan) olduğunuzu söylüyorsunuz o halde niye "ahlaksızlık" yapıyorsunuz.

Acı ama gerçek bir halimiz var ki biz bu hali hiç kabullenmiyoruz. Ama  halin gerçekten kötü bir hal olduğunu biliyoruz.fakat bu halin içinde bulunmamıza rağmen bu halden çıkış için de çaba sarfetmiyoruz..

Yüzde 99'u müslüman bir ülke. Herkesin müslüman olduğu, şahitlik ederim ki Allah tek Muhammed onun kulu ve elçisi  diyen insanların olduğu bir ülkedeyiz. Hatta kendisine islam ülkesi denen bir çok ülkede de bunları görmekteyiz.

Fakat nedense bu, sadece  kimlik kartımızda kalmış. Müslüman mısın? dendiğinde Elhamdulillah müslümanım demekle de müslüman olmayı sadece kağıt üzerinde olmakla yeterli görmüşüz.

Diğer yandan İçi boş bir müslümanlık içinde, başlıyoruz bir de feryat etmeye.Müslümanlar bu adama sahip çıkmadı. Müslümanlar şunu yapmadı. Müslümanım diyenlere sahip çıkılmıyor v.s.

Fakat ne acıdır ki bunları müslümanım diyenler yapıyor. Ama gerçekten bizler müslüman mıyız?

Ya da müslüman dediklerimiz  müslümanlar mı?

Nedir müslüman olmanın kriteri?

Kalem süresinde Yüce Rabb  rabbin kimin kendi yolu üzere olduğunu kimin saptığını elbette bilir.Derken aslında burada bir kriteri de ortaya koymaktadır.

Zira Resulullahın  mücadele ettiği insanlarda, biz de Allaha iman ediyoruz. Kabe'de namaz kılıyor, oruç tutuyor, hacılara yemek, su ve yatacak yer temin ediyor, yılın bazı zamanlarında fakirlere maldan zekat veriyoruz diyorlardı.

Onlar bu manada rituel veya ibadetler noktasında bir çok şeyi yapıp bunu yeterli görerek  ibrahimin dini üzere olduklarını söylemekten geri durmadıklarını görüyoruz.

Fakat Allah Sen muhteşem bir "ahlak" üzeresin diyerek onlara cevap veriyordu.

Öyle ya.. Din "ahlak"tı. Ayşe validemiz. Resulullah için onun "ahlakı" kur'an dı derdi.

Şimdi buradan şunu derince tefekkür etmemiz gerekmez mi?

Yüce Allah onların biz doğru yol üzerindeyiz demelerine karşılık sen muhteşem bir ahlak üzeresin diyerek cevaplaması, Onun doğru yol tanımının, müslüman tanımının muhteşem ahlakı temsil edici bir nitelikte olması gerekliliğini ortaya koymakta değil midir?

Yani" siz Müslüman (Allah'a teslim olan) olduğunuzu söylüyorsunuz o halde niye "ahlaksızlık" yapıyorsunuz. Sözünüzün doğru olmadığını biliyor insanların size inanmayacağını bilip inandırmak için yeminler ediyorsunuz "yalancısınız" yalancılığınız öyle belli ki artık bunu yemin ile destekleme gereği duyuyorsunuz. İnsanlarla"alay" ediyorsunuz. Arkadan konuşup gevezelik yapıp  haksız sözler sarfedip birini diğerine gammazlayıp "ara bozuyorsunuz". "Hayra engel oluyorsunuz".Elalemin akıllısı sen misin? Bu insanlara iyilik yaramaz ya da iyilikten maraz doğar , deyip hayır yapmadığın gibi yapanlara da bu sözleri yayarak engel oluyorsun. Hemen parlar insanlara karşı saldırgan tavır içinde tahammülsüzce çullanırsın. Ağır sözler söyler ya da darbedersin. Ama günaha batmışızdır. hayatına bakarsın, ne yapıyorsun dediğinde hiiç der. Yiyip içip geziyoruz rahatımız iyi diyor. Böyle bir hayatta sevap var mı? Bir tane sevaptan bahsedemez. Çünkü öyle bir gündemi yoktur. Gündemi olsa onunla meşgul olsa aklına ilk gelecek olan o olurdu. Ama onun böyle bir meşguliyeti  olmadığından ya da sadece namaz oruç hac zekat ile meşgul olduğundan bunları da rutine bağlayıp içini boşaltarak sıradanlaştırdığından onlar onun hayatında ruhsuz birer cesettir...Çünkü o, hevasının peşinden giden olarak  günahın içinde yüzmektedir.

Etrafına karşı kabadır. Birşey dense hemen kızar. Sinir küpü olmuştur. Patron ise işçisine, işçi ise patronuna arkadaşına ya da evde hanımına ve çocuklarına, kahvehanelerde arkadaşlarına....Hep nefsini ön planda tutarak kendini düşünür.Rahatını ön plana koyar. Hak hukuk gözetmez. Paylaşım nedir bilmez.

Ne yemeyi bilir, ne içmeyi.... insanlarla ilişkilerinde de letafet nedir bilmez. .Kırar, döker, ağır konuşur, insanlar ondan kaçmaya çalışır. Bulunduğu ortamı gergin kılar ve hoş olmayan diyologlar içinde bulunur.

Konuşma ve esprileri müstehcen içeriklidir. Allahtan ve ahiret gününden bahseden sözler ondan çıkmaz. Çünkü yaşantısında bunları gözetme diye bir endişesi yoktur ki..Dervişin fikri ne ise zikri de o olur sözü bu manada yabana atılmamalı.

İnsanlığın adeta düşmanıdır."Ölsün tohumuna para mı verdim" der. Derisinden dolayı insanı aşağılar. Milliyetinden dolayı onu değersiz görür.

Aç olana, yetime sahip çıkmaz, düşene bir tekmede sen vur der, verirsen sen aç kalırsın diye bir deyim üretirler şeytanın fakirlikle korkuttuğu korkarlardır onlar...

"Ticaret başka din başka" der....Allah böyle diyor dediğinde ise O, başka derler. Hep Allahı ve onun sözlerini başka, öteki kabul ederlerde Allah'ı ve onun sözlerini ötekileştirirler.

Mirası haram helal demeden yer, anne babaya iyi davranmaz , akrabayı gözetmeyiz. israf eder, Sanatçı ya da  dizi oyuncusunun peşinden gideriz. Futboldur gündemimiz, şarkıcılardır neşemiz,  modaya düşkünüzdür, teknolojik aletlere karşı ilkel arzularımız vardır; daha iyi cep telefonu, daha iyi araba, lüks daireler için çalışır hatta faizli krediler kullanırız.Barınma yanında villa da isteriz ama evsizlikten sokakta kalan ya da aç insanlara sadece acır ve vahh deriz.

Karşı cinse karşı merakımız vardır, ilgi alanlarımız oyun, eğlence ve boş işlerdir. Gıybet dedikoduyu severiz. Özenti duyduğumuz şeyler hep nefsimizin arzu ettiğidir. Hatta hedeflerimiz, ev, araba çocuklar için iyi bir meslektir.ne de olsa hayat bir  Ekmek kavgasıdır...

Şimdi bu niteliklere sahip olduğumuz halde kendimize nasıl oluyor da müslüman diyoruz. Bu saydığımız niteliklere sahip olanlar muhteşem ahlak sahibi olabilir mi? Oysa Allah kendi yolunda olanları böyle bir ahlak sahibi olanlar olarak  mı nitelemektedir?

Evet Allah resulu gibi muhteşem bir ahlak sahibi olamayız.Onun yeri ayrıcalıklıdır.Ama bizden istenen onun gibi olmak değildir ki...Onun gibi olma çabası içinde samimi ve ciddi bir şekilde onun yolunda ilerlemektir.Biz bu durumda hangi çaba içindeyiz? Hangi yolda ilerliyoruz, Resulullahın  mı? Mal ve oğullar verilip geniş imkanlar kendisine verilenlerin mi? Futbolcuların mı; Dizi oyuncularının mı karşı cinsin mi, para ve dünyalıkların mı?

De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım ve akrabanız, ter dökerek kazandığınız mallar, kesada uğramasından endişe ettiğiniz ticaret, hoşunuza giden evler katlar, size Allah’tan ve Resulünden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ve önemli ise... O halde Allah emrini gönderinceye kadar bekleyin!Allah öyle fâsıklar güruhunu hidâyet etmez, umduklarına eriştirmez. Tevbe 24

İnsanlara; kadınlardan, oğullardan, kantar kantar altın ve gümüşten, salma atlar ve develer (binek araçları, otomobiller) ile ekinlerden gönül çekici, şehvete seslenici bazı şeyler süslenmiştir. Bunlar dünya hayatının yararlanılacak geçici şeyleridir. Asıl varılacak güzel yer Allah katındadır. Al-i İmran 14

Bizim ahlakımız artık ahlaksızlık olmuş. Buna rağmen biz hala o büyük haberi yalanlıyoruz. Hesap yokmuş gibi hesapsızca hayat sermayemizi tüketiyoruz.

Bundan sonra da kalkıp biz "müslümanız" diyoruz bu nitelikte olan insanları müslüman olarak niteliyoruz.

Allah niye müslümanlara yardım etmiyor diyoruz. Başka insanlarda müslümanım diyenlerin haline bakıp bu insanlar üzerinden dini yorumlayıp dinin  ne kadar gerici ve yobaz olduğunu, afyon olduğunu değerliyor..Bir de bir şey bilmediğimiz halde kulaktan duyma bilgilerle dini savunmaya çalışıyor çalıştıkça da batıyoruz. Dine de bu noktada kara çalmış olmaktayız.

Allah aşkına kendimiz yetmiyormuş gibi bir de dine zarar vereceğimize şayet kendimizi samimice değiştirme yoluna gitmiyor isek yiğitçe çıkıp ben müslüman değilim demek münafıkların tavrına benzeyen tavır içinde olmaktan daha efdal değil midir?

Allah'a resulüne iman edin; sizi üzerinde buyruk sahibi yaptığı şeylerden başkalarına bol bol verin! İçinizden iman eden ve infakta bulunanlar için çok büyük bir ödül vardır. Size ne oluyor ki, Peygamber, Rabbınıza imân etmeniz için sizi davet ettiği halde Allah'a imân etmiyorsunuz ? Kaldı ki, O, sizden kesin söz almıştı. Eğer cidden mü'min olmak istiyorsanız (bu davete olumlu cevap verin). O, odur ki, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarsın diye kulu üzerine, gerçeği apaçık gösteren ayetler indiriyor. Allah size karşı gerçekten çok şefkatli, çok merhametlidir. Allah yolunda harcama yapmanıza engel ne var ki?.. Göklerin ve yerin mirası zaten Allah'ındır...... Gün olur, mümin erkeklerle mümin kadınları, ışıkları önlerinde ve sağ yanlarında koşar görürsün. Şöyle denilir: "Bugün size, altlarından ırmaklar akan cennetler müjdeleniyor. Sürekli kalıcısınız içlerinde." İşte büyük başarının ta kendisidir bu. O gün ikiyüzlü erkeklerle ikiyüzlü kadınlar, iman edenlere şöyle derler: "Bize bakın da ışığınızdan bir parça alalım." Şöyle denir onlara: "Arkanıza dönün de bir ışık arayın." Nihayet aralarına kapısı olan bir sur çekilir. İçinde rahmet vardır onun. Dış tarafı ise azap. Onlara seslenirler: "Biz sizinle değil miydik?" Derler ki: "Evet, bizimleydiniz. Ancak siz kendinizi yaktınız, bekleyip durdunuz, şüphe ettiniz, hayal ve kuruntular/hurafeler/anlamını bilmeden okuyuşlar sizi aldattı; nihayet Allah'ın emri geldi. O yaman aldatıcı, sizi Allah ile aldattı." Bugün artık ne sizden fidye alınır ne de küfre sapanlardan. Varacağınız yer ateştir. Odur sizin mevlânız. Ne kötü dönüş yeridir o! İnananlar için hâlâ vakti gelmedi mi ki, kalpleri Allah'ın zikri/Kur'an'ı ve Hak'tan inen için ürpersin de daha önce kendilerine kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun zaman geçmiş de kalpleri kaskatı kesilmiş kimseler gibi olmasınlar. Onların çoğu yoldan çıkmıştır.Hadid 7-17

HEY HAT.....

Gerçekten neyi bekliyoruz.İllaki hiç ummadığımız bir anda azabın ya da ölümün gelmesini mi?

Kötülükleri yapmak için tuzak kuranlar, Allah'ın kendilerini yere geçirmeyeceğinden yahut hiç fark edemeyecekleri bir yerden azabın kendilerine gelmeyeceğinden emin mi oldular?

Yahut dönüp dolaşmaları sırasında kendilerini yakalamayacağından... Onlar buna engel de olamazlar. Nahl 45-46

Onlardan öncekiler de yalanlamıştı. Fakat azap kendilerine, hiç farkında olmadıkları bir yerden geldi. Zümer 25

Yoksa O büyük haberi mi küçümsüyoruz?

Ağlamıyoruz da hala gülüyor muyuz?

Şimdi bu söz mü acayibinize gidiyor? Gülüp eğleniyorsunuz ama ağlamıyorsunuz? Ve siz gaflet içinde sersemce somurtuyorsunuz. Artık Yalnız Allahın önünde boyun egip ona yönelin. Necm 59-62

 

 

 

 

 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA