24 Haziran 2018 Pazar

Kur'an'ın Zihniyeti Değiştirmesi-Haniflik

09-02-2017 12:03 Güncelleme : 09-02-2017 12:03

Kur'an'ın Zihniyeti Değiştirmesi-Haniflik

Cahiliye hayat ortamında referans ve değerler sisteminde bir faz değişikliğine işaret eden kimi çıkışlardan ve Allah ile İbrahim'in dinini öne çıkaran bazı kimselerden söz eden rivayetler de bir yekûn tutmaktadır. Buna göre Mekke’de bir dini ihtifal ve tören esnasında bir birini bulan ve bir köşede sakin olarak insanları izleyen bir kaç kişi: ''Görmeyen, duymayan, ne zarar, ne fayda verebilen bu taşları ne zamana kadar kutsayacağız. Kendimize bir yol arayalım. Allah'a yemin olsun ki biz bir şey üzerinde değiliz.''kanısı üzerinde anlaştıktan sonra bölgelere dağılıp Hz. İbrahim’in dinini araştırmaya koyulmuştur. Sonuçta ikisi Hristiyan olmuş, biri müslüman olduktan sonra Habeşistan'a hicret edince Hristiyan olmuş diğeri ise Mekke'den kovulmuş, Şam'da Yahudiler ve Hıristiyanlarla tartışmalara girmiş ve sonuçta öldürülmüştür.

Kendilerine ''Hanif'' adını veren bunlara benzer birkaç, şahsiyetten daha söz edilmektedir. Kaynakların verdiği isimler çoğu zaman birbirinin aynı olmasa da ortada inanç sistemi, ahlak ve eylem açısından farklılık arz eden, toplumun sosyal ve kültürel değerleriyle pasif de olsa bir çelişme ve kimi zaman çatışma içine giren, genelde bireysel ve münzevi bir hayatı yada ferdi birtakım girişim ve hareketleri sergileyen, sayıları her şehirde bir elin parmaklarını geçmeyen küçük, dağınık bazı insanların varlığı bir gerçek olarak ortaya çıkmaktadır.

Her biri şair olan ve kavmi içinde önemli ağırlığı bulunan bu insanların en temel düşüncesi ''Rabbim, Hz. İbrahim'in Rabbi’dir; dinim de onun dinidir'' şeklinde özetlenebilir. Bu temel düşünceyle beraber somut olarak ve sağlıklı biçimde yol gösterecek bir kaynak ve bir kılavuzdan yoksun bulundukları için akıl, vicdan ve fıtratları ile hareket etmek sürekli arayış ve hakikatin izini sürme edimi içinde bir devinim göstermekle kimi doğrulara ulaşmışlardır. Söz gelimi, puta tapmanın yanlışlığını, kötü ve çirkin adet ve gelenekleri, dünyaya ihtirasla bağlanmanın insanın irfani boyutuna zarar vereceğini kavramışlardır. Bu meyanda putlar adına kesilen kurban etlerini yemeyi, kan içmeyi, ölü eti yemeyi, zulüm ve haksızlık etmeyi, kız veya  erkek çocukları fakirlik korkusuyla öldürmeyi, içki ve işret hayatını reddetmiş ve bunların kötülüğünü zaman zaman dile getirmeyi prensip edinmişlerdir. Allah'ın birliğini, kaza ve kader inancını, ahiret inancına bağlı olarak dirilişi, hesaba çekilmeyi ceza veya mükafatın olacağını kesin biçimde tespit ederek inandıkları gibi hayatlarında bu değerlerin yönlendiriciliğini ve hayata müdahalesini de kabul ettikleri için genelde temiz bir hayat yaşamışlardır. Bu aykırı tutum ve tavırları kimi zaman büyük sıkıntılara ve ciddi tepkilere yol açmış olmasına rağmen onlara gönül huzuruyla göğüs germesini de bilmişlerdir.

Kur'an, Hanifliği doğrudan İbrahim'le ilintili olarak anlatır ve onun ne Yahudi, ne Hristiyan, ne de Müşrik olduğunu, sadece tertemiz bir gönülle Allah'a yöneldiğini, gerçek dine ve doğru yola bağlanarak putlara tapmayı reddettiğini ve Hz.Resul'e de onun yoluna(milletine) uymasının bildirildiğini açık olarak dile getirir. Ayrıca ona içtenlikle yönelmek gerektiği, zira onun fıtrata en uygun din olduğu da Kur'an'ın açık nassı ile belirtilmiştir.

Buna göre Haniflik, genelde bütün peygamberlerin, özellikle Hz. İbrahim'in akıl ve fıtrata uygun, insanın tüm ihtiyaçlarının karşılayan fizik ve fizikötesi yönlerinin dengesini kuran, birini diğerine feda etmeyen tevhid dinidir. Hanif olmak ise Hz. İbrahim'in inanç sistemini, değer yargılarını, düşünce ve dünya görünüşünü, tutum ve davranışlarının özünü kavramak, zihniyetini benimsemek ve izlediği çizginin ana hatları ve ruhu anlamında sünnetini takip etmek anlamını taşımaktadır.

Bahis konusu olan insanların bu zihniyeti, bu çizgiyi ve sünneti geniş çapta tespit edip takip ettikleri söylenemez; ancak böyle bir arzu, azim ve çaba içinde oldukları söylenebilir. Bu edimlerinde organizeli ve disiplinli bir yapı içinde olmadıkları için dört elle sarılma ile gevşek tutma arasında birtakım farkların olduğu da bir gerçektir ve bu hayat hikâyelerinde açıkça gözlenmektedir. 

Kur’an’ın zihniyeti Değiştirmesi- Dr.Mehmet Yolcu

Sayfa:114/115

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA