18 Aralik 2017 Pazartesi

İhtilaf Etmek De Bir Ahlakı Gerektiriyor

10-01-2017 12:03 Güncelleme : 10-01-2017 12:03

İhtilaf Etmek De Bir Ahlakı Gerektiriyor

İhtilaf, karşılıklı kıskançlık ve dini hizipçilik İslam öncesi dönemde Yahudi ve Hıristiyanların felaketine ve dinlerinin geçersiz kılınmasına doğrudan etki eden faktörler oldu. Onların tarihi, sahih kitabın (Kur’an) ve Hz. Muhammed’in peygamberliğine tutunanlar için açık ve kalıcı bir derstir.

Müslümanlar arasındaki anlaşmazlıkları uzlaştırma ve İslam medeniyetini yeniden canlandırma çabalarının filizlendiği bir dönemde karşımıza çıkan en büyük engelin, genellikle dini ve siyasi ihtilaflar olduğu bilinmektedir. Bu ihtilaflar giderilmedikçe arzulanan hedeflere ulaşılması bir hayal olmaktan öteye geçemeyecektir.

Dini ve siyasi liderler ve cemaatler arasındaki ihtilafların yol açtığı tekfir ve ihanet suçlamaları... Ulus devlet olgusunun ortaya çıkması ile toplumdaki farklı etnik gruplara ve mezhep mensuplarına yapılan baskı ve zulümler... İslam ülkelerinin aralarındaki mezhebi ve siyasi ihtilaflar nedeniyle Filistin’de olduğu gibi, mazlum halklarla birlikte hareket edememeleri... Etnisiteyi baz alan milliyetçilik ve güç odaklarının çemberini aşamayan demokrasi söylemleri... Bütün bunlar ve benzerlerinin ümmetin kalbine ektiği kin ve nifak tohumlarının açtığı yaralar kanamaya devam etmektedir.

Asırlardır neden olduğu acıların, ümmetin hafızasındaki tazeliğini hâlâ koruduğunu düşündüğümüzde, ihtilafın zihinlerimizdeki yeri hiç de iyi değildir.

İslam dünyasının üzerinden bir türlü atamadığı, bu yaygın ve acı verici hastalığın tedavisinde, önemli çözüm yollarını içeren bir eser olarak önerilebilecek İhtilaf, sadece sorunların ve çözüm yollarının açıklandığı bir çalışma değil, Alvani’nin temelde tüm ümmete yaptığı bir eylem çağrısıdır. Alvani, ümmetin ihyası sorumluluğunun sadece entelektüellere/fakihlere ait olmadığını, bunun her müminin görevi olduğunu ifade eder.

Taha Cabir Alvani eserinde şu ifadelere yer veriyor: “Kur’an bize peygamberlerin ümmetlerinin tarihini anlatarak onlardan ders çıkarmamızı istiyor. Bu tarih bize ulusların yükselişini, medeniyetlerin kuruluşunu ve gelişimini açıkça gösteriyor. Ayrıca nasıl gerilediklerini de anlatıyor. Gerileme ve çöküşün; dar görüşlü hizipçiliğin, ihtilafın ve uzlaşmazlık hastalığının doğrudan sonucu olduğu konusunda bizleri uyarıyor: “Allah’a yönelerek O’na karşı gelmekten sakınınız, namaz kılınız, dinlerinde ayrılığa düşüp fırka fırka olan, her fırkanın da kendisinde bulunanla sevindiği müşriklerden olmayınız” (Rum, 30/31-32).

Ayrılığa ve bölünmeye yol açan anlaşmazlıklar, Resulullah’ın rehberliğini terk etme ve O’na yabancılaşma anlamına gelmektedir. Allah, Kur’an’da Resulullah’a “dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar”a ilişkin olarak şöyle diyor: “Fırka fırka olup dinlerini parçalayanlarla senin hiçbir ilişiğin olamaz” (Enam, 6/159). Bu ayet insanların hoşgörüsüz, diğerlerini dışlayıcı, “ilahi vahyin tek gerçek sahipleri” olma iddiasından doğan bütün hizipçilikleri lanetlemektedir.

Bu ayet Kur’an’dan önceki dönemlerin ehl-i kitabına da uygulanabilir: Onların sorunları yalnızca çok az bilgiye sahip olmaları ya da bilgilerinin onları yanıltması değildi; bu bilgileri adaletsizlik yapmak ve karşılıklı husumet tohumları ekmek için kullanmalarıydı: “Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki ihtiras yüzünden ayrılığa düştüler”(Al-i İmran, 3/19). Bu ayetin ışığında Müslümanların, gerçekten son hakiki dinin ve bu dinin içerdiği hakiki ilim ve rehberliğin doğru emanetçileri mi oldukları, yoksa önceki dinlerin mensuplarının zayıflıklarının ve onların karşılıklı kıskançlık ve nefretlerinin ve diğer yıkıcı davranışlarının mı mirasçıları oldukları sorulabilir.

İhtilaf, karşılıklı kıskançlık ve dini hizipçilik İslam öncesi dönemde Yahudi ve Hıristiyanların felaketine ve dinlerinin geçersiz kılınmasına doğrudan etki eden faktörler oldu. Onların tarihi, sahih kitabın (Kur’an) ve Hz. Muhammed’in peygamberliğine tutunanlar için açık ve kalıcı bir derstir. Kur’an’ın yerini alacak başka bir kitap olmayacağı ve Kur’an’ın hükmünün ebediyen geçerli olacağı idrak edilirse, bu ders daha da etkileyici olacaktır. Bu hakikat, İslam ümmetinin başında şu an bulunan hastalıkların ölümcül olmadığı yönünde biraz iyimserlik veriyor. Bu hastalıklar, ümmetin bu acziyette ısrar etmesi halinde iltihap üretmeye devam edebileceği gibi, tedavi de edilebilir. Bu sonuç birçok kimsenin arzuladığı bir sonuçtur. Eğer bu hastalıklar atlatılabilirse, bölünmeler duracak ve ümmet yeniden doğru yola, sağlıklı ve hayat dolu yola girecektir. Son ilahi mesajın sunduğu bu imkanlar, İslam ümmetine önemli sorumluluklar yüklemiştir.”

Yazar bu çalışmasında, ihtilafın olumlu yönlerine ışık tutmakta ve ilk Müslüman kuşakların bölünmeye yol açmaksızın birlik ve bütünlük içinde, sosyal hayatın canlanmasında, farklılıkları nasıl değerlendirdiklerini göstermektedir. İslam medeniyetinin ihyası için, Müslümanların ihtilaf ahlakını yeniden kazanmaları ve ayrılıkçı sorunlarla başa çıkmada daha yetkin hale gelmelerinin, özellikle altını çizmektedir. Ancak daha da önemlisi, Müslümanların farklılıkları lehlerine, günümüz deyişiyle uzlaşmazlığı avantaja dönüştürebilmeleri gerekmektedir.

İslam dünyasında bölünme ve çatışmaların yoğunlaştığı bir dönemde yayınlanan kitap, Müslümanların birlik ve dayanışma bilincinin gelişmesine önemli katkı sağlamayı hedefliyor.

Alvani Kimdir?

Irak’ta 1935 yılında doğan Alvani, Mısır’da El Ezher Üniversitesinde Şeriat ve Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Riyad’daki İmam Muhammed bin Suud Üniversitesinde yaklaşık 10 yıl fıkıh eğitimi veren Alvani, 1983 yılından beri ABD’de yaşıyordu.

Alvani, bir dönem Uluslararası İslam Düşüncesi Enstitüsünün başkanlığını üstlenmesinin yanı sıra Kuzey Amerika Fıkıh Konseyi’nin kuruculuğunu yaptı.

Son olarak Virginia eyaletindeki Cordoba Üniversitesinin rektörlüğünü de yapan Alvani, uzun süren rahatsızlığının ardından 4 Mart 2016’da yaşamını yitirdi. İslami zihniyetin yeniden inşası, İslam hukuku ve sosyal değişim, vatandaşlık, eğitim ve kapitalizm gibi günümüz meselelerine İslami çözüm bulmaya yönelik  çok sayıda eseri bulunan Alvani’nin Türkçe’deki eserleri şunlar:

“İslam Düşüncesinin Bugünkü Meseleleri” (İnkılab Yay. 2008), İrtidat & Tarihsel ve Metinsel Analiz (Mahya Yay. 2014) Yenilenme & İslam Düşüncesinde Çağdaş Söylem (Mahya Yay. 2015), İhtilaf & Farkın Farkındalığı (Mahya Yay. 2016)

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA